Türkiye Maarif Vakfının farklı coğrafyalarda yürüttüğü eğitim faaliyetlerini değerlendirmek, kurum içi koordinasyonu güçlendirmek ve gelecek dönem hedeflerini belirlemek amacıyla düzenlenen 16. Ülke Temsilcileri İstişare Toplantısı sona erdi. 64 ülkedeki temsilcileri bir araya getiren toplantı, Vakfın stratejik yol haritasının ele alındığı önemli bir platform oldu. Beş gün süren istişare sürecinde merkez birimleri ile ülke temsilcilikleri arasında kapsamlı değerlendirme toplantıları gerçekleştirildi. Mevcut durumun ele alındığı görüşmelerde, yeni dönem hedefleri ve stratejik öncelikler masaya yatırıldı. Programın dördüncü gününde “Maarif Söyleşileri” kapsamında gazeteci-yazar Taha Kılınç ile söyleşi düzenlenirken, tarihi ve kültürel gezilerle program zenginleştirildi.Toplantı, geniş katılımlı bir kapanış programıyla sona erdi. Kapanış programına Millî Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, TMV Başkanı Mahmut M. Özdil, Bakü Büyükelçisi Prof. Dr. Birol Akgün ile vakıf yöneticileri ve personeli katıldı. “Aynı amaca hizmet eden bir kardeşler topluluğuyuz” Kapanış programında konuşan Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Türkiye Maarif Vakfının kuruluş gerekçesine ve taşıdığı misyona dikkat çekti. Tekin, vakfın kendisi için özel bir anlam taşıdığını ifade ederek şunları söyledi: “Ben kendimi Türkiye Maarif Vakfında bir misafir olarak görmüyorum. Türkiye Maarif Vakfı benim açımdan çok farklı bir kuruluş. Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına yurt dışında eğitim öğretimle ilgili faaliyet yürütürken önümüze çıkan engelleri aşmak üzere böyle bir yapıya ihtiyaç doğdu. Yurt içinde olduğu gibi yurt dışında da vesayet mekanizmalarıyla karşı karşıyaydık ve bu durum Türkiye’nin kendi eğitim politikalarını hayata geçirmesini zorlaştırıyordu.” Türkiye’nin eğitim alanında son yıllarda önemli bir ivme yakaladığını belirten Tekin, uluslararası göstergelere işaret ederek şöyle devam etti: “2024 TIMSS skorlarında şu anda OECD üyesi ülkeler arasında ilk üç içerisindeyiz. Eğitimde attığımız adımların karşılığını alıyoruz. FATİH Projesi ile birlikte yaklaşık 10 milyar dolarlık bir yatırımla 30 milyon tablet dağıtıldı, tüm sınıflar etkileşimli tahtalarla donatıldı ve dünyanın en büyük eğitim içerik ağlarından biri oluşturuldu.” Maarif Vakfı’nın uluslararası alandaki rolüne dikkat çeken Tekin, “Türkiye Maarif Vakfı ve Millî Eğitim Bakanlığı aslında aynı hedef doğrultusunda hareket ediyor. Birimiz yurt içinde, diğerimiz yurt dışında Türkiye’yi temsil ediyoruz. Dolayısıyla biz hepimiz aynı amaca yönelen, aynı amaca hizmet eden bir kardeşler topluluğuyuz.” diyerek sözlerini tamamladı. Başkan Özdil: “Geleceğe dair yönelimlerimizi netleştirdik” Türkiye Maarif Vakfı Başkanı Mahmut M. Özdil ise istişare toplantılarının vakıf için stratejik bir önem taşıdığını vurguladı. Toplantının hedefine ulaşmasından duyduğu memnuniyeti dile getiren Özdil, bu toplantıyı stratejik ufkun belirlendiği, odak noktasında Vakfın hedeflerinin yer aldığı, geleceğe dair stratejik yönelimlerin netleştirildiği kıymetli bir mekanizma olarak gördüğünü belirtti. Başkan Özdil konuşmasında ayrıca şu değerlendirmelerde bulundu: “Bugün dünya eğitimde yalnızca erişim sorunlarını değil, nitelikli ve kapsamlı öğrenmeyi de tartışıyor. UNESCO'nun çok yakın zamanda açıklanan 2026 Küresel Eğitim İzleme Raporu bizlere eğitim sistemlerinin sadece bilgi aktaran değil, değer üreten, dayanıklı ve kapsayıcı yapılar olması gerektiğini bir kez daha hatırlattı. Eğitim sistemlerinin artık sadece okullaşma oranları ile değil, öğrenme çıktıları, fırsat eşitliği, öğretmen niteliği, sistemlerin krizlere karşı dayanıklılığı ile değerlendirildiği bir gerçek olarak karşımızda duruyor. Eğitimde kaliteyi ölçülebilir ve sürdürülebilir hale getirmek, kapsayıcı modeller geliştirmek ve sistemleri küresel belirsizliklere karşı daha dirençli kılmak temel öncelikler arasında yer alıyor. İşte Türkiye, köklü eğitim geleneği ve son yıllarda ortaya koyduğu reform iradesiyle bu küresel tartışmaların dışında değil; bilakis aktif bir öznesidir. Türkiye Maarif Vakfı da bu vizyonun uluslararası alandaki taşıyıcı aktörlerinden biri olarak faaliyet gösterdiği her ülkede Türkiye'nin eğitim anlayışını, kalite perspektifini ve insana verdiği değeri temsil ediyor. Bu çerçevede kalite yönetim sistemine verdiğimiz önem, eğitim içeriklerimizi sürekli geliştirme çabamız, farklı coğrafyalarda kapsayıcı eğitim ortamları oluşturma gayretimiz hem küresel eğilimlerle uyumlu hem de Türkiye'nin eğitim vizyonu ile güçlü bir şekilde örtüşüyor.”Kurumsal birlik ve ortak hedeflere de dikkat çeken Özdil, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Farklı coğrafyalarda görev yapıyor olsak da ortak bir hedefimiz var; iyi insanlar yetiştirmek ve ülkemizi en güzel şekilde temsil etmek. Farklılıklarımızı zenginlik olarak görerek uyum içinde hareket etmeyi sürdürmemiz gerekiyor.” Ortak Akıl ve Güçlü Gelecek Vizyonu Toplantı boyunca yapılan değerlendirmeler doğrultusunda Türkiye Maarif Vakfının önümüzdeki dönem yol haritası şekillendirildi. Kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi ve küresel ölçekte daha etkin bir yapı oluşturulmasına yönelik önemli adımlar belirlendi. ...
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, aralarında Fetullahçı Terör Örgütünün Pakistan'daki yapılanması hakkında 2007 yılında kitap yazan Ebu Lübabe Şah Mansur'un da yer aldığı Pakistanlı basın mensuplarını makamında kabul etti. Heyete, Türkiye Maarif Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Birol Akgün ve Yönetim Kurulu Başkan Vekili Dr. Hasan Yavuz eşlik etti. Mevlid Kandili'nde Pakistan'ı ziyaret ettiğini hatırlatan Görmez, Türkiye ile Pakistan halklarının, aralarında çok yüksek bir sevgi ve muhabbet bulunan, birbirlerine gönülden bağlı iki millet olduğunu söyledi. Görmez, Türkiye ile Pakistan'ı "kardeş olmanın ötesinde ikiz kardeş" olarak nitelendirdi. Pakistanlı İslam alimi Muhammed İkbal'in, dünyaya bakışında en çok beslendiği alimlerden biri olduğunu vurgulayan Görmez, Mevlana'yı ve onun felsefesini sadece Pakistan'a değil aynı zamanda Batı'ya da taşıdığını kaydetti. "Allah'ın kitaptaki ayetleri ile kainattaki ayetleri ayıramazsınız" Diyanet İşleri Başkanlığının tarihi ve yapısı hakkında heyeti bilgilendiren Görmez, şöyle konuştu: "Bizim ilim tarihimizde çok ciddi bir kırılma noktası vardır. O da ilmi bilginin 'dini' ve 'dini olmayan' diye birbirinden ayrılmasıdır. Pakistanlı kardeşlerimizle medrese hocalarıyla oturup konuşacağımız en önemli konu budur. Kuran-ı Kerim'in bilgiyle ilimle ilgili ayetlerine baktığımızda bu ayrım Kuran'a aykırıdır. Çünkü İslam'a göre, bir Kuran'ın ayetleri bir de kainatın ayetleri var. Allah'ın kitaptaki ayetleri ile kainattaki ayetlerini birbirinden ayıramazsınız. Dolayısıyla matematik ne kadar dini bir ilimse, tefsir o kadar dini bir ilimdir. Bizim kadim medreselerimizde tefsir, fıkıh, usul hiçbir zaman fizikten, kimyadan, matematikten, astronomiden ayrılmadı." "İçtihatsız cihad olmaz" Kendisinin kabul ettiği felsefenin makam odasındaki levhada yazılı olduğunu belirten Görmez, levhadaki Arapça hattı şöyle tercüme etti: "Kalbin semasına doğan ilk ışık hikmet yıldızıdır, sonra ilim ayıdır, sonra marifet güneşidir. Hikmet yıldızının ışığında eşyanın hakikati müşahede edilir. İlim ayının ışığında mana alemi müşahede edilir. Marifet güneşinin ışığında ise Allah Tealayı müşahade edersiniz." Bu sözün Kanuni Sultan Süleyman zamanında Çankırı'da adına yapılan caminin kubbesine nakşedildiğini aktaran Görmez, "Bir alim, bir arif, bir de hakim var. İlmin sahibine alim, hikmetin sahibine hakim, marifetin sahibine de arif diyoruz. Bu üçü birbirinden ayrıldığı zaman biz bütünü kaybediyoruz. Maarif Vakfı inşallah bu bilgiyi bir bütün olarak Pakistan'a getirecek. Siz de biz de yardımcı olacağız. Pakistan'da hikmet de marifet de ilim de var. Fakat ayrı ayrı duruyor. Bunları birleştirmek gerekiyor. Burada da bir usule muhtacız." şeklinde konuştu. Muhammed İkbal'in "İslam bir yoldur, durak veya menzil değildir" sözüne atıfta bulunan Görmez, bu yolun sabiteleri ve değişenleri olduğunun altını çizdi. Hudutun değişmediğini, yolun sınırları olduğuna dikkati çeken Görmez, "Yolun içinde hareket değişmez, hareket halinde olmalısınız. İki hareket var. Biri cihat, biri içtihat ama cihat, DAEŞ'in yaptığı gibi adam öldürmek değil. Cihat, marufu, iyiliği egemen kılmak için yaptığınız her iştir. İçtihatsız cihat olmaz. Bizi yolda hedefe götüren işaretlere ayet diyoruz. Ayetler sadece kitapta yok aynı zamanda kainatta var. Bunları birbirinden ayıramazsınız." değerlendirmesinde bulundu. KAYNAK: ANADOLU AJANSI/ 13.04.2017 ...