Haber Sayfası Banner Görseli

Paneller

  • Mayıs 28, 2024 Türkiye Maarif Vakfı, Afrika Günü’nde “Afrika’yı Anlamak" Paneli Düzenledi

    Türkiye Maarif Vakfı, Afrika Birliği Örgütü’nün kuruluş günü olarak kabul edilen 25 Mayıs’ı, Afrika kıtasının dayanışma ve birliğini temsil eden ve ortak bilince işaret eden Afrika Günü ile kutladı. İstanbul’daki Genel Merkezinde düzenlenen etkinlikte, “Afrika’yı Anlamak” başlığı altında bir panel gerçekleştirildi ve Afrika müzikleri dinletisi yapıldı.Panelde, farklı Afrika ülkelerinde Türkiye Maarif Vakfı’nın ülke temsilciliği ve öğretmenliği yapmış çalışanlar konuşmacı olarak yer aldı. Afrika’da yaşam ve eğitim temaları ele alındı. Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Halime Kökce, Maarif Vakfı’nın 26 Afrika ülkesinde 198 okul açtığını ve 23 bin öğrenciye eğitim verdiğini vurgulayarak, bu anlamlı günde program yapmanın önemine değindi. Her yıl düzenlenen Afrika Günü etkinliklerinin, kıtanın daha iyi anlaşılmasına katkı sağladığını belirtti.Panelde, Afrika ülkelerinde Maarif Vakfı’nın eğitim faaliyetlerinde ve ülke yöneticiliği görevlerinde bulunmuş konuşmacılar tecrübelerini paylaştılar. Bu tecrübeler, Afrika’da yaşamanın, çalışmanın ve öğretmen olmanın zorluklarını, kıta hakkındaki algının yanlışlığını, eğitimin önemini ve ülkelerin insan kaynağı ihtiyaçlarını ele aldı. Ayrıca, dışardan bakış ile gerçek Afrika arasındaki farkları ve Afrika’yı anlamayı kolaylaştıran özel anıları da paylaşıldı.Panelde, Türkiye’nin son dönemde Afrika ülkeleriyle ciddi ilişkiler ve yatırımlar yaparak önemli bir paydaş olduğu vurgulandı. Türklerin de Afrika’da farklı topluluklar ve ülkeler hakkında sağlıklı bilgilere sahip olduğu ifade edildi. Duygusal hatıraların da dile getirildiği etkinlikte, Etiyopya’da yaşanan ilginç anılar ve Türkçe dersinde öğrencilerin gülümseten jestleri anlatıldı.Etkinlik, Afrikalı müzisyen, beste yazarı, aktivist ve psikolog Enzo İkah’ın gitarıyla seslendirdiği Afrika müzikleri ve türkü dinletisi ile sona erdi. Bu etkinlik, Afrika’nın ve özelde Kongo’nun sesini dünyaya duyurmaya çalışan Enzo İkah’a verilen “International Humanitarian Special Award” ile taçlandırıldı....

  • Mayıs 24, 2024 “Uluslararası İki Dillilere Türkçe Öğretimi Çalıştayı” Tamamlandı

    İstanbul'da Türkiye Maarif Vakfı (TMV) ve Türk-Alman Üniversitesi (TAÜ) işbirliğinde ortaklaşa düzenlenen "Uluslararası İki Dillilere Türkçe Öğretimi Çalıştayı" ikinci gününde devam etti. Üniversitenin Beykoz'daki yerleşkesinde, düzenlenen çalıştayı programına Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, TMV Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Ahmet Emre Bilgili, TAÜ Rektörü Prof. Dr. Cemal Yıldız, TAÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Aysel Uzuntaş ve TAÜ Genel Koordinatörü Prof. Dr. Ferit Küçükay ile her iki kurumdan görevliler ve öğretmenler katıldı. İkinci günün öğleden sonra oturumuna Türk - Alman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemal Yıldız’ın konuşmasıyla devam etti. Türkçe öğretimi, hem Türkiye'de hem de yurt dışında giderek artan bir değer kazandığına dikkat çeken Yıldız, şöyle konuştu:“Küreselleşme ve dijitalleşme ile birlikte, Türkçenin öğretimi ve öğrenimi için yeni fırsatlar ve zorluklar ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda, dil öğretimi süreçlerini ve yöntemlerini sürekli olarak gözden geçirmek ve iyileştirmek elzemdir. Bu önemli etkinlik, dil ve kültürler arası etkileşimin önemini vurgulayarak, iki dillilere Türkçe öğretimi alanında yeni ufuklar açmayı hedeflemektedir. Bu çalıştay, Türkçe öğretimi konusunda deneyim sahibi olan kurumları, uzmanları, araştırmacıları ve öğretmenleri bir araya getirerek bilgi ve tecrübe paylaşımını sağlamakta ve bir platform sunmaktadır. Amacımız, katılımcılar arasında işbirliğini artırmak, en iyi uygulamaları belirlemek ve dil öğretiminde etkili stratejiler geliştirmektir.” Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, böylesine önemli bir programda katılımcılarla bir araya gelmekten mutluluk duyduğunu söyledi. Yurt dışında yaşayan çocuklara verilecek Türkçe eğitim faaliyetleri için düzenlenen çalıştayı çok kıymetli bulduğunu belirten Göktaş, üniversitelerin, kurumların ve sivil toplum kuruluşlarının katkılarıyla gerçekleştirilen toplantının verimli sonuçlara vesile olmasını diledi. Türkçenin yaşatılmasına katkılar sunacak çalıştayın düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür eden Göktaş, "Bilimsel çalışmalar, ana dil eğitiminin, bireylerin bağımsız düşünme, doğru anlama ve kendini ifade etme yeteneklerinin gelişiminde önemli bir etken olduğunu gösteriyor. Bu anlamda, bir insanın öncelikli olarak ana dilini en iyi şekilde öğrenmesi hayatının ve geleceğinin şekillenmesinde de çok belirleyici oluyor." diye konuştu. Anavatanından uzakta doğmuş, büyümüş ve hayata atılmış bir ailenin çocuğu olarak çalışmaların ne kadar kıymetli olduğunu kendisinin de tecrübe ettiğini kaydeden Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ana dil eğitimi, yurt dışında yaşayan çocuklarımızın kültürümüzden, değerlerimizden kopmamaları açısından kritik bir öneme sahiptir. Bunun yanı sıra ana dil eğitiminin aynı zamanda yabancı dil öğrenmede de kolaylaştırıcı bir etkisi vardır. Çocuklarımıza güçlü bir ana dil eğitimi sunmak, onların eğitim ve sosyal hayatlarındaki başarılarını da doğrudan etkileyen bir unsurdur. Bu amaçla Almanya, Hollanda, Avusturya ve Belçika'da yıllar önce okullarda ana dilde eğitim dersleri verilmekteydi." "Hizmetlerimizin ve politikalarımızın odağında aile bulunuyor"Bakan Göktaş, çocukların Türkçeyi etkili şekilde öğrenmeleri ve kullanmalarında ailelerin de rolünün önemli olduğunu, tıpkı aile arasında kurulan güçlü bağlar gibi toplumla da güçlü ve sağlam bir iletişimin ana dille kurulduğunu ifade etti. Ana dilin aile içindeki iletişimde ve ana yurt ile bağların sürdürülmesinde önemli rol oynadığına dikkati çeken Göktaş, "Çocukların ebeveynleri, büyükanne ve büyükbabalarıyla çok dilli bir ortamda etkili bir iletişim kurmasına olanak tanır. Böylece nesiller arası bağları da güçlendirir." görüşünü paylaştı. Ailelerin bu süreçte yer almalarına ayrıca önem verilmesi gerektiğini vurgulayan Göktaş, şöyle devam etti: "Çünkü kimlik ailede gelişir. Sağlıklı nesillerin sürekliliği ve devamlılığı da aile ile sağlanır. Milli ve manevi değerlerin kuşaklar arası aktarımı ancak aile ile mümkündür. Bu nedenle Bakanlık olarak, hizmetlerimizin ve politikalarımızın odağında aile bulunuyor. Aile yapısı ne kadar güçlü ve sağlam olursa evlatlarımızın geleceği de o kadar umut dolu ve refah içinde olur. Aile ne kadar güçlü olursa, toplum da o kadar güçlü olur. Bu inançla bugün, 'güçlü birey, güçlü aile, güçlü toplum, güçlü Türkiye' hedefimiz doğrultusunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Geçtiğimiz hafta detaylarını açıkladığımız Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Vizyon Belgesi ve Eylem Planı'mızla bu alandaki çalışmalarımıza yeni bir boyut kazandırdık. Eylem planımız kapsamında belirlediğimiz hedefler doğrultusunda çalışmalarımızı başlattık. Atacağımız adımlarla, Türkiye Yüzyılı'nda güçlü aileleriyle güçlü bir Türkiye olma yolunda kararlılıkla yürüyeceğiz." "Belçika ve Fransa'da, Aile ve Sosyal Hizmetler Ataşeliği açmayı hedefliyoruz"Sadece yurt içinde değil uluslararası alanda da aile yapısının ve değerlerinin korunması için çalışmalarını sürdürdüklerini anlatan Göktaş, 60 yılı aşkın bir süre önce Avrupa'ya göç eden ilk nesilden sonra artık yurt dışında yaşayan dördüncü, beşinci nesilden söz edildiğini ve dünyanın dört bir yanında Türk vatandaşlarının bulunduğunu hatırlattı. Bakan Göktaş, "Ülkemizden uzakta yaşayan vatandaşlarımız geleneklerimizi ve Türk aile yapısını koruyarak hayatlarını sürdürmeye çalışıyor. Biz de her nerede olursa olsunlar, vatandaşlarımızın her daim yanında olmaya gayret ediyoruz." dedi. Halihazırda 6 ülkede, 14 yurt dışı temsilciliğinde rehberlik hizmeti sağladıklarını bildiren Göktaş, şu bilgileri verdi: "Aile ataşeliklerimizle, vatandaşlarımızın bulundukları ülkelerde sosyal hizmet kurumlarıyla sorun yaşamalarına engel olmak ve var olan sorunları çözüme kavuşturmak için çalışıyoruz. Önümüzdeki dönemde Aile ve Sosyal Hizmetler Ataşeliklerinin sayılarını artırmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu kapsamda öncelikli olarak da Belçika ve Fransa'da, Aile ve Sosyal Hizmetler Ataşeliği açmayı hedefliyoruz. Böylece vatandaşlarımızın karşı karşıya kalabilecekleri olası sorunlara anında müdahil olmaya ve taleplerini hızlıca karşılamaya devam edeceğiz." Güçlü ve büyük Türkiye'nin, sadece Türkiye sınırlarından ibaret olmadığını artık herkesin bildiğini belirten Göktaş, "Dünyanın her neresinde olursa olsun aile bağlarımızı güçlendirmek ve korumak için gerek bizlere gerekse sivil toplum kuruluşlarımıza büyük görevler düşüyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın 'Aileye sahip çıkmak, insanlığın geleceğine sahip çıkmaktır' vurgusu, bizim için bir rehber niteliği taşıyor. Bu anlamda aile değerlerimize her zamankinden daha fazla sahip çıkacağız. Bunu gerçekleştirmenin en güzel yolunun da çocuklarımızın Türkçeyi en iyi şekilde öğrenmelerinden geçtiğine inanıyoruz. Bu salonda bir araya gelmemize vesile olan, Uluslararası İki Dillilere Türkçe Öğretimi Çalıştayı'nın bu inanca hizmet edeceğinden eminiz." ifadesini kullandı. Göktaş, Türkiye Maarif Vakfının, dünyanın dört bir yanında bulunan okullarıyla yıllardır hizmet veren kıymetli bir kuruluş olduğunu, ayrıca iki dilli çocuklara yönelik dil eğitiminde akademik bir merkez olan Türk-Alman Üniversitesinin de bu konuda önemli bir rol üstlendiğini söyledi. İki kurumun öncülük ettiği çalıştayda meselenin tüm boyutlarıyla ele alındığını kaydeden Göktaş, "Çalıştaydan çıkacak sonuçların bundan sonraki süreçte atılacak adımlara değerli katkıları olacağına yürekten inanıyorum. Ayrıca burada geliştirilecek işbirliklerinin çok verimli çalışmalara zemin hazırlayacağına inanıyorum." değerlendirmesinde bulundu. Bakanlık olarak, işbirliği imkanlarını değerlendirmeye açık olduklarını vurgulayan Göktaş, organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür etti. Konuşmaların ardından atölye çalışması gerçekleştirildi. Çalıştayın kapanış değerlendirme konuşmasını Rektör Prof. Dr. Yıldız ve Türkiye Maarif Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Türkben tarafından gerçekleştirildi....

  • Mayıs 23, 2024 “Uluslararası İki Dillilere Türkçe Öğretimi Çalıştayı” ikinci gününde sürüyor

    İstanbul'da Türkiye Maarif Vakfı (TMV) ve Türk-Alman Üniversitesi (TAÜ) işbirliğinde ortaklaşa düzenlenen "Uluslararası İki Dillilere Türkçe Öğretimi Çalıştayı" ikinci gününde devam ediyor. TAÜ'nün Beykoz'daki yerleşkesinde düzenlenen çalıştayın ikinci günü, Almanya Potsdam Üniversitesinden Prof. Dr. Christoph Schröder'in "Almanya'da Türkçenin Konumu ve Türkçe Dersi İçin Sonuçları" başlıklı çevrim içi oturumu ile başladı. Sonrasında düzenlenen "Öğrenme İçerikleri" başlıklı oturumda söz alan TMV Türkçe ve Yabancı Dil Öğretimi Daire Başkanı Prof. Dr. İbrahim Gültekin, Avrupa'daki iki dilli Türk çocuklarına yönelik Avrupa Eğitim Merkezleri kurarak işe başladıklarını söyledi.Avrupa'daki iki dilli çocukların üniversiteye ve akademiye erişim sorunları olduğunu belirten Gültekin, bunun temelinde ana dil olduğunu ifade etti. Kendilerinin en önemli meselesinin iki dilli çocukların Türkçe seviyelerini nasıl geliştirebilecekleri olduğunu kaydeden Gültekin, şöyle konuştu:"Şu anda 4 ülkede 7 Avrupa Eğitim Merkezimiz bulunuyor. Başta Türk nüfusu olmak üzere merkezimizin bulunduğu ülkedeki herkes hedef kitlemiz. Çünkü biz Türkçeyi yabancı dil olarak da yabancılara öğretiyoruz. Atölye çalışması yapıyoruz, sosyal ve kültürel etkinlikler, sportif faaliyetler, müsabakalar ve okul derslerini destekleyici takviye kurslar gerçekleştiriyoruz. Buradaki temel amacımız Türk çocuklarının ana dillerini kullanma becerilerini geliştirmek ve kendi kültürleriyle aidiyetlerini güçlendirmek."Gültekin, Avrupa'daki tüm eğitim merkezlerinde yaklaşık 25 bin kişiye ulaştıklarını, anlık olarak 7 eğitim merkezinde 1492 öğrenciye yönelik eğitimleri sürdürdüklerini dile getirdi.Eğitim merkezlerinde kamplar, geziler, oyun grupları, seminerler, yarışmalar ve okuma grupları gibi sosyal kültürel faaliyetler düzenlediklerini belirten Gültekin, "Okul derslerini destekleyici çalışmalar, sınavlara hazırlık desteği, din dersleri, aile danışmanlığı ve kişisel gelişim gibi eğitimler veriyoruz." diye konuştu.Oturumun ardından katılımcılar öğrenme içeriklerine yönelik sorunların tartışılması, çözüm önerilerinin sunulması ve raporlanması için atölye çalışması gerçekleştirdi. – Yurt dışında görevlendirilen öğretmenlerin nitelikleri"Öğretici Nitelikleri" başlıklı oturumda konuşan TAÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Aysel Uzuntaş ise köken dili derslerinde kelime, cümle ve metin boyutunda alıştırmalarla dil becerisinin geliştirilmesinin elzem olduğunu söyledi.Uzuntaş, öğrencilerin günlük Türkçe bilgilerinden yararlanılması, günlük veya akademik dil arasında karşılaştırmalar yapılarak farkındalık sağlanması gerektiğini belirtti.Yurt dışındaki öğrencilerin ana dil seviyelerinin aynı düzeyde olmayacağını vurgulayan Uzuntaş, şöyle devam etti:"Öğretmenler sınıf içinde farklı yöntem ve teknikler kullanabilmelidir. Ayrıca yurt dışında yaşayan Türk çocuklarında dil normu açısından farklılıklar olabilmektedir. Öğrencilerin her bir becerisinin aynı düzeyde gelişmediği yine öğretmenler tarafından fark edilmeli ve dikkate alınmalıdır. Burada eğitimi bireyselleştirme tekniği çok önemli hale gelmektedir. Araştırmalar, öğretmenlerin niteliğinin eğitimin kalitesi açısından belirleyici olduğunu göstermektedir. Öğretmen niteliklerini ortaya koyabilmek için Milli Eğitim Bakanlığı tarafından gönderilen öğretmenlerin başvuru kılavuzları incelenmiş ve orada hangi nitelikler arandığına bakılmıştır."Türkçe ve Türk dili dersi öğretim programında beceri odaklı bir eğitimin öngörüldüğünü ifade eden Uzuntaş, dinleme, konuşma, okuma ve yazma ile kültürler arası iletişim bilgisi kazanımının hedeflendiğini söyledi.Yurt dışında görevlendirilen öğretmenlerin niteliklerinin de ele alındığını kaydeden Uzuntaş, "Öncelikle mevcut durum ortaya konulmaya çalışılacak. 'Görevlendiren öğretmenlerde hangi nitelikler aranmaktadır?' sorusundan hareketle öğretmenlerin seçilmesine yönelik kuralımız var. Doküman analizi çerçevesinde incelenecek ve içerik analizi yapılacaktır." diye konuştu.Uzuntaş, "Türkiye ve Türk Kültürü" dersi için Türk dili ve edebiyatı, Türkçe, Almanca, Fransızca, İngilizce, İtalyanca, sınıf öğretmenliği, sosyal bilgiler ile din kültürü ve ahlak bilgisi alanlarında 367 öğretmenin Avrupa ülkelerinde görev alabileceğini sözlerine ekledi.Oturumun ardından öğretici niteliklerinde mevcut durum ve sorunlar, ihtiyaç analizi, vizyon ile yükseköğretimde öğretici niteliklerinin geliştirilmesi alanlarında atölye çalışması gerçekleştirildi....

  • Mayıs 22, 2024 “Uluslararası İki Dillilere Türkçe Öğretimi Çalıştayı” İstanbul'da başladı

    İstanbul'da Türkiye Maarif Vakfı (TMV) ve Türk-Alman Üniversitesi işbirliğinde ortaklaşa düzenlenen "Uluslararası İki Dillilere Türkçe Öğretimi Çalıştayı" başladı.Avrupa’daki iki dillilere Türkçe öğretimi süreçlerini çeşitli boyutlarıyla değerlendirmek ve bu konuda ortaya çıkan sonuçları ilgili kurumlar ve kamuoyuyla paylaşmak amacıyla Türkiye Maarif Vakfı ve Türk-Alman Üniversitesi iş birliğiyle, Türk-Alman Üniversitesi'nin Beykoz yerleşkesinde düzenlenen çalıştayda ilgili kurum temsilcileri, eğitim müşavirleri ve alan uzmanlarının katılımıyla başladı. Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türk Dil Kurumu, Yunus Emre Enstitüsü, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı, Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının katılımıyla düzenlenen çalıştay kapsamında, Türk-Alman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemal Yıldız, MEB Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Tuba Korkmaz ve Türkiye Maarif Vakfı Başkanı Prof. Dr. Birol Akgün açış konuşmaları ile konuklara seslendi.“İki Dillilere Türkçe Öğretimi Alanına Yeni Ufuklar Açmayı Hedeflemekteyiz”Açış konuşmasını gerçekleştiren Rektör Prof. Dr. Cemal Yıldız, dil ve kültürler arası etkileşimin önemini vurgulamak ve iki dillilere Türkçe öğretimi alanında yeni ufuklar açmak için buluştuklarını söyledi. Dijitalleşen dünya ekseninde yaşanan gelişmelerin dil ve kültürler arası etkileşimi giderek artığına dikkati çeken Yıldız, "Küreselleşme ve göç gibi son derece güçlü dinamiklerin tetikleyici etkisiyle de iki dillilik veya çok dillilik yaygın hale getirmektedir. Bu durum, dil öğretimi ve öğrenimi alanında güncel gereklilik ve zorlukları doğurmakla birlikte, beraberinde etkisi yadsınamaz fırsatlar da ortaya çıkarmaktadır." dedi.Prof. Dr. Yıldız, dünya genelinde milyonlarca insan tarafından ana dili veya ikinci dil olarak konuşulan Türkçenin, Türkiye'nin ekonomik gelişimi ve kültürel zenginliğinin etkisiyle daha fazla ilgi gördüğünü ifade etti.Çalıştayın Türkçe öğretimi alanındaki zorlukların ve fırsatların değerlendirilmesine, ortak çözümler bulunmasına ve geleceğe yönelik stratejiler oluşturulmasına önemli katkısı olacağını dile getiren Yıldız, şöyle konuştu:"Son yarım asırda yaşanan olağanüstü teknolojik gelişmeler ve dijitalleşme, Türkçenin öğrenimi ve öğretimi konusunda kaçınılmaz küresel bir etki yaratmıştır. Söz konusu etki, alanda yapılacak çalışmalara katkı sağlayacak fırsatlar sunmakla birlikte, güç birliğiyle aşılması gereken zorlukları da beraberinde getirmektedir. Bu nedenle dil öğretimi süreçlerini ve yöntemlerini sürekli olarak gözden geçirmek, güncellemek ve teknolojiyle entegre ederek iyileştirmeler yapmak son derece önem arz etmektedir."“Çalıştayın sonuçlarının uygulayıcılara da bir rehber olmasını arzu ediyorum”MEB Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Tuba Korkmaz ise, kurumsal işleyişlerinden söz ederek sözlerine başladı. Korkmaz, “Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğümüz politikaları yapıcı ve diplomatik süreçleri yürütücü bir görev üstlenmektedir. Uluslararası kuruluşlarla ve anlaşmalarla ikili ilişkiler çerçevesinde MEB ile yurt dışındaki eğitim bakanlıkları arasındaki ilişkiyi kuruyoruz. Bu ilişkiyi kurarken de yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızla hakları ve onların gelişimlerine yönelik de birçok faaliyeti, politikayı yürütmüş oluyor ve birçok anlaşmanın altına imza atmış oluyoruz. Bakanlığımızın diğer birimi Yükseköğretim ve Yurt Dışı Eğitim Genel Müdürlüğü ise eğitim öğretim faaliyetlerini yürütüyor. Yurt dışına Türkçe öğretmeni, Türk kültürü öğretmeni ve üniversitelere yabancılara Türkçe öğretimi alanında akademisyen görevlendirme görevlerini yürütüyor.” dedi. – "Türkiye Maarif Vakfı İki Dilli Çocuklara Türkçe Öğretimi Modeli"Türkiye Maarif Vakfı Başkanı Prof. Dr. Birol Akgün ise vakfın Türkiye adına yurtdışında örgün ve yaygın eğitim faaliyetleri yürütmek amacıyla kurulduğunu belirterek, Türkçenin öğretilmesi, Türk kültür ve medeniyetine dair değerlerin dünyaya doğru bir biçimde tanıtılmasına önem verdiklerini kaydetti.Türkçe'nin uluslararası dil öğretimi standartlarına uygun Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığınca onaylı müfredat hazırladıklarını söyleyen Akgün, "Okullarımızda, okul öncesinden başlamak üzere K12'nin her kademesinde sistemli bir biçimde Türkçe öğretiyoruz. Okullarımızdan mezun öğrencilerimizin en az B2 seviyesinde Türkçe kullanma becerisine sahip olmalarını hedefliyoruz." dedi.Her yıl, her sınıf seviyesinde Türkçe Durum Tespit Sınavı (TDTS) yaptıklarını aktaran Akgün, bu yıl ise mezun olacak öğrencileri için ilk defa Türkçe Dil Yeterlik Sınavı (TDYS) uygulayacaklarını bildirdi.Avrupa'da yaşayan Türk ailelerin çocuklarının hem içinde bulundukları toplumun dilini öğrenmeleri hem de nitelikli bir ana dili eğitimi almalarının öncelikli hedefleri arasında olduğunu belirten Akgün, "Yapılan araştırmalar, ana dilini doğru şekilde öğrenemeyen ve kullanamayan iki dilli çocukların ve gençlerin, içinde yaşadıkları toplumun dilini öğrenme konusunda da zorluk yaşadıklarını göstermektedir. Dilin yanlış veya eksik öğrenilmesi, sadece iletişimde değil, duygu ve düşüncelerin aktarımında da benzer yanlış ve eksiklikleri beraberinde getirebilmektedir." ifadelerini kullandı. Akgün, "Türkiye Maarif Vakfı İki Dilli Çocuklara Türkçe Öğretimi Modeli" adını verdikleri yeni yaklaşımın da çalıştayda istişare edilmesi isteklerini dile getirdi.AB ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Tuba Korkmaz da Türk çocuklarına öz benliklerini, dillerini, kültürlerini unutmamak için başlayan Türkçe derslerinin, artık iki dillilere Türkçe öğretimi alanında gelişmeye başladığını vurguladı.– Yeni eğitim modelleri tartışılacakAçılış konuşmalarının ardından Humboldt Üniversitesi'nden Prof. Dr. Natalia Gagarina, "Türk-Alman İki Dilli Çocuklarda İlk Kelimelerden İlkokula Kadar Özgün/Özgün Olmayan Dil Bilgisi Sistemleri Oluşumuna Eleştirel Bir Bakış" başlıklı konuşma yaptı.Gagarina, Türk-Alman çocuklarının dilsel yolculuğunu anlamanın, Türkçe ve Almanca dilbilgisi, sosyokültürel etkiler, aile dinamikleri ve eğitim ortamları gibi çeşitli faktörlerin araştırılmasını içerdiğini ifade etti.Rouen Normandie Üniversitesi'nden Prof. Dr. Mehmet Ali Akıncı, "İki Dilli Çocuklara Dil Öğretimi: Fransa'da Türkçe Örneği ile Son Gelişmeler" başlıklı konuşma gerçekleştirdi.Çalıştayda, Türkçe öğretimi başta olmak üzere Avrupa'daki iki dilli Türk çocuklarına yönelik kurumlar ve STK'ler vasıtasıyla yürütülen eğitim faaliyetleri çeşitli boyutlarıyla değerlendirilecek, mevcut durum ve sorunlara yönelik çözüm önerilerini içeren bir rapor oluşturulacak....

  • Temmuz 14, 2023 Türkiye Maarif Vakfında 15 Temmuz Konuşuldu

    Türkiye’nin yurt dışında dünyaya açılan penceresi Türkiye Maarif Vakfı, dünyanın dört bir yanında gerçekleştirdiği faaliyetlerle iyi insan yetiştirme misyonunun gereğini başarıyla yerşne getiriyor. İcra ettiği sosyal faaliyetlerle de farkındalık oluşturmaya devam ediyor. 15 Temmuz 2016’da yapılan hain darbe girişiminin 7. yıl dönümünde Vakfın genel merkezinde 15 Temmuz Bağlamında Sivil Toplumun Önemi paneli gerçekleştirildi. Türkiye Maarif Vakfı Başkanı Prof. Dr. Birol Akgün, Başkan Vekili Prof. Dr. Ahmet Emre Bilgili, Yönetim Kurulu üyeleri ve Vakıf çalışanlarının izlediği, Siyaset Bilimci Dr. Murat Yılmaz’ın moderatörlüğünü yaptığı panele Yenişafak Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Likoğlu ve 15 Temmuz gazileri Emine Aydınbelge ile Fikri Erol konuşmacı olarak katıldı.Panelin açılış konuşmasını yapan Türkiye Maarif Vakfı Başkanı Prof. Dr. Birol Akgün, Türkiye’nin büyük bir yıkım, işgal ve iç savaşın eşiğinden döndüğünü belirterek, “Daha ilk saatlerde sosyal medyada başlayan yayınlar kalbi bu topraklar için atan vatanseverler ve hamiyet sahipleri için endişe verici bir durumdu. 12 Eylül, 28 Şubat, 2007 e-muhtıra ve son olarak 15 temmuzu gördük. Cuntacı gelenek bitmiyordu, ama o gün kahramanlık gösterenler bu defa liderlik ederek milletin ve sivil toplumun iradesine sahip çıktılar.” ifadelerini kullandı.  “Her zafer elbette zayiat bırakır”15 Temmuz’un Türkiye’deki darbe geleneğini bitiren bir olay olduğuna vurgu yapan Akgün, “Kimse eline silahı alarak ‘ülkede yönetimi ele geçireceğim’ diyemez. O gece millet, silahlara ‘dur’ diyerek demokrasisine, liderine ve kaderine sahip çıkmıştır. O gece hayatını kaybeden 251 şehidimize Allah’tan rahmet diliyorum.” dedi. Türkiye Maarif Vakfının 15 Temmuz’dan 1 ay önce kurulduğunun altını çizen Prof. Dr. Akgün, “15 Temmuz’dan sonra en çok mücadelemizi bu hain yapının yurt dışı ayağına karşı yürüttük. Dışişleri Bakanlığımızla birlikte bu mücadeleyi sürdürdük. Geçtiğimiz 7 sene içerisinde bu okullar ya kapatıldı, ya millileştirildi, ya 3. şahıslara devredildi ya da Türkiye Maarif Vakfı bünyesine alındı. Bugün 51 ülkede 440 okuluyla dünyanın farklı milletlerinden oluşan 52 bin öğrenciye eğitim veriyoruz. Artık Türk okulları deyince FETÖ okulları değil Maarif Okulları biliniyor. Türkiye Maarif Vakfı, bugün Türkiye menşeili küresel bir eğitim kurumu haline gelmiştir.” diye konuştu. “Dış vesayet gelmiş olsaydı durumumuz Ukrayna benzeri bir duruma dönüşmüş olurdu”Prof. Dr. Birol Akgün’ün yaptığı açılış konuşmasının ardından başlayan panelin moderatörlüğünü yapan Dr. Murat Yılmaz, başarılı ve seçilmiş siyasetçilerin gayretleri ve liderliği ile halkımızın gayretleri sayesinde silahla siyasete yön verme geleneğine son verildiğine değinerek “Türkiye 15 Temmuz öncesinde mücadeleye başlamıştı ve sonrasında da devam etti. Darbeler geleneğini sona erdirecek sivilleşme çabalarının daha önce konuşulan birçok noktası 15 Temmuz’dan sonra hayata geçirildi. Bu gecenin eğitim vesilesi ve sivil toplum yoluyla gelecek nesillere aktarılması lazım. Burada eğitim bakanlığına ve YÖK’e büyük görev düşüyor.” ifadelerini kullandı.  Darbelerin tesir edici ve bozucu bir yönü olduğunun da altını çizen Yılmaz “FETÖ’cü darbeciler Genelkurmay’ın kütüphanesinden önceki darbelerle ilgili kitapları almışlar. Millet o gece sadece bir darbeyi engellemedi. O örgütü, örgütün arkasındaki yabancı istihbari örgütleri engelleri ve önlerine set çekti. Bu darbe sadece içeride bir vesayet getirmiyor, dışarıdan da getiriyor. Eğer dış vesayet gelmiş olsaydı durumumuz Ukrayna benzeri bir duruma dönüşmüş olurdu.” dedi.“FETÖ, her kötülüğünü eğitimi aracı kılarak yapıyor”Yenişafak Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Likoğlu, “Maarif çatısı altında 15 Temmuz’u konuşmak son derece kıymetli. FETÖ, gerçek yüzünü göstermeye başladığı andan itibaren görmeye başladığım şey şu: Bu örgütün temeli eğitim ile başlıyor. Bu sebeple uluslararası bir eğitim markası haline gelen Maarif çatısı altında bu konuyu konuşmak son derece önemli. FETÖ, her kötülüğünü eğitimi aracı kılarak yapıyor. Bu mücadelede ilerleme sağlayabilmek için eğitim alanını çok iyi bilmek zorundayız. Bu var olan bir geçmişin ve yapının üzerine bu örgüt faaliyetlerini yaptığını görüyoruz. 1800’lerin başında Osmanlı coğrafyasına gelen Amerikan misyoner yapısının neredeyse kopyasıdır FETÖ. 1800’lerin başında Osmanlı’ya gelerek eğitim yoluyla gayrimüslim tebayı eğiterek bu tebaayı ayrılıkçı hareketlere yönlendiren bir yapı vardı. FETÖ ile bu yapı arasında ciddi bir benzerlik görüyoruz. Bunlarla mücadele etmek için eğitim alanını çok iyi kullanmalıyız. Bu alanda Maarif Vakfının yaptığı çalışmalar ve üstlendiği misyon nedeniyle sizlere çok teşekkür ediyorum.” diye konuştu.“15 Temmuz ruhu demek Çanakkale ruhu demektir”15 Temmuz gazilerinden Emine Aydınbelge, “Akşam haberi aldığımda eşimle beraber Kolej’den Kızılay’a geldik. Sonra Genelkurmay başkanını çıkaramasınlar diye Genelkurmay’a gittik. İstiklal Marşı okuduk. Ama hiç umurlarında olmadı ve insanlara kurşun sıkmaya başladılar. Meclisimizi bombaladılar ve beni en çok üzen ve şaşırtan durum buydu.” derken, Fikri Erol da “Türkiye Maarif Vakfı başkanı yöneticileri ve personeline misafirperverliği için teşekkür ediyoruz. Anadolu insanı belki alim değildir. Çeşitli gerekçelerle okumamıştır okutulmamıştır. Ama Anadolu insanının mayasında arif olma özelliği var. Biz istiyoruz ki Anadolu insanı hem alim hem arif olsun. Arif dediğimiz insanlar, 15 Temmuz gecesinden sonra okumaya ve devlet kadrolarında yer almaya başladılar. Önceden Anadolu çocuğu devlet kurumunda yoktu. Dolayısıyla vesayet odakları tek kutuptu. Şimdi arif Anadolu insanı devlet kurumlarına yer almaya başlayınca rahatsız olmaya başladılar. 60 ve 80 darbelerinde tepki göstermemize engel olan odaklar, bu sefer iradesine sahip çıkan milleti görünce bunu hazmedemediler. 15 Temmuz ruhu demek Çanakkale ruhu demektir. Türkiye’nin sadece Türkiye’den ibaret olmadığının şuurunda olmak demektir.” ifadelerini kullandı.Hediye takdiminin ardından panel sona erdi.  ...

  • Mayıs 25, 2023 Türkiye Maarif Vakfında Afrika Günü Kutlandı

    Afrika Birliği Örgütü 25 Mayıs 1963’te Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’da özgürlük ve bağımsızlık vurgusuyla kuruldu. Bugün kıtada ve Türkiye’de Afrika Günü olarak kutlanıyor. Türkiye Maarif Vakfı da “Afrika’yı Anlamak” etkinliğiyle Afrika Günü’nün 60. yıl dönümünde kutlama etkinliği düzenledi. Yönetim Kurulu ve Mütevelli Heyeti üyeleri, öğrenciler ve çalışanların katıldığı etkinliğin açılış konuşmasını Türkiye Maarif Vakfı Başkanı Prof. Dr. Birol Akgün yaptı. Programa katılanları selamlayarak konuşmasına başlayan Prof. Dr. Akgün, “Türkiye Maarif Vakfı olarak Afrika’nın 26 ülkede okulumuz var. Doğusundan batısına kuzeyinden güneyine Afrika coğrafyasının tamamında faaliyet gösteriyoruz. 2. Dünya Savaşı sonrasında anti emperyalizm süreci hızlandı. Ve Afrika kıtası da sürece dahil oldu. Bu, dünya için örnek gösterilecek bir adımdı. 1963’te kıtanın tamamını kapsayan Afrika Birliği, 25 Mayıs’ı Afrika günü ilan etti. Biz de Afrika halklarının tarihini, birliğini ve mücadelesini anmak üzere buradayız.” ifadelerini kullandı.Bugünkü programda Maarif mezunu öğrencilerin kendi mücadelelerini anlatacaklarını söyleyen Prof. Dr. Akgün, Türkiye’nin son dönemde Afrika ile ilgili yaklaşımların ivme kazandığını, 1997’de hazırlanan Afrika eylem planıyla ilişkilerimizin hızlandığını aktardı. “Bugün 44 ülkede büyükelçiliklerimiz bulunuyor. Dünyanın 5. ülkesiyiz bu anlamda. Dışişleri Bakanlığının stratejik hedeflerinden biri 54 ülkenin tamamında olmak. Ticari ilişkiler de stratejik ortaklık düzeyinde ilerliyor. Türkiye Afrika stratejik iş birliği toplantıları yapılıyor. Uzun dönemli olarak sadece stratejik, diplomatik ve ekonomik ilişkiler değil kültürlerin ve halkların birbirini tanıması için faaliyetler lazımdı.” diyen Akgün, YTB üzerinden burs faaliyetlerinin olduğunu, eğitim üzerinden bu ilişkileri tesis eden kurumun da Türkiye Maarif Vakfı olduğunun altını çizdi. Afrika’nın 26 ülkesinde eğitim faaliyetiyle bu ilişkilerin bir parçası olmaktan çok mutlu olduklarının vurgulayan Akgün, “Maarif Okullarının başarı hikayesi hepimizi gururlandırıyor. İlişkilerin unsuru olmak üzere ciddi bir gayret içerisindeyiz. Türkiye’nin alt yapısı sanayileşme ve eğitim alanında geldiği seviye Afrika ülkeleri için örnek teşkil ediyor. Daha iyi birliktelikler ve daha iyi bir gelecek kurmak için Türkiye Cumhuriyeti’nin her kurumunun ve Türkiye Maarif Vakfının önceliğidir. Hepinizin Afrika gününüzü kutluyorum. Daha mutu bir geleceğe hep birlikte yürüyebilmek üzere.” diyerek sözlerini tamamladı.Prof. Dr. Birol Akgün’ün konuşmasının ardından moderatörlüğünü Sosyal ve Kültürel Faaliyetler Daire Başkanı Memet Fatih Pehlivan’ın yaptığı panele Maarif mezunu öğrencilerden Madagaskar’dan Houahoua Alfredin, Cezayir’den Bedia Berrağ ve Madagaskar’dan Muhammed Yusuf katıldı. Memet Fatih Pehlivan’ın Afrika’da ailenin durumuna ilişkin sorusunu Bedia Berrağ, “Ailede en büyük rol annededir. Ülkeden ülkeye değişen bir şey değil. Aileler 3 veya 4 çocuğa sahip olur. Babaların çalışır anneler ev hanımıdır. Sabah namaza kalkılır. Anne uyumaz, kahvaltıyı hazırlar. Kahvaltı genellikle Türkiye’deki kadar mükellef olmaz. Çocuklar okula gider. Okuldan sonra saat 4’te ve 5’te ailece kahve molası verilir. Sonrasında anne akşam yemeği hazırlar. Baba çocuklarla beraber namaza gider. Mutfakta çoğunlukla televizyon olur. Cezayir’de bulaşık makinesi kullanma kültürü olmadığı için bulaşıklar elde yıkanır. Bu açıdan kız çocuklara ve anneye görev düşer.” diyerek cevapladı. Etiyopya’dan Muhammed Yusuf; sabah namazına anne kaldırdığını, hep beraber namaz kılındığını, çocuklar Kur’an okumaya kursa gittiğini, Kur’an kursundan sonra okulun başladığını aktardı. Madagaskar Alfredin Houahoua ise aile hayatını “Afrika’nın her ülkesinde olduğu gibi hanımlar ve kızlar çalışır. Çocuğu olan hanımlar daha fazla sorumluluk taşır. Sabah erken herkesten önce uyanır, gidip kahvaltıyı hazırlar. Anne baba ve çocuklar bu sürede hazırlanır. Yemek hazır olunca beraber kahvaltı yaparlar. Güne böyle başlanır. Çocuk okula gitmiyorsa, anne ve baba işe gider, çocuklarını yakınlarından birine bırakırlar. Okula gidiyorlarsa çocuklar, hep birlikte okula giderler. Madagaskar’da su bulmak zor. Anne ve kızı sabah, baba da akşam su almaya gider. Akşam yemeğinden sonra erkenden yatılır. Yatmadan önce ailece toplanılır, bazen dışarıya çıkıp halı serip oturur ve sırayla hikaye anlatılır. Şimdiki eğitim sistemi gelmeden önce çocuklar bu şekilde eğitiliyordu.” diyerek özetledi. Özel günler ve yemek kültürünün konuşulduğu panel, Türkiye Maarif Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi İpek Coşkun Armağan’ın öğrencilere hediye takdimiyle tamamlandı. Etkinlik Afrikalı müzisyen, beste yazarı, aktivist Enzo Ikah’ın şarkılarıyla sona erdi. ...