Türkiye Maarif Vakfı tarafından düzenlenen Science Fest Afrika (SFA) organizasyonunun ardından Afrika kıtasında farklı ülkelerde görev yapan robotik kodlama ve bilişim teknolojileri öğretmenlerine yönelik kapsamlı bir eğitim çalıştayı düzenlendi. Afrika Eğitim Teknolojileri Çalıştayı, Science Fest Africa sürecinde elde edilen deneyimlerin sahaya aktarılmasını hedefleyen stratejik bir eğitim faaliyeti olarak öne çıktı. Fildişi Sahili'nde gerçekleştirilen çalıştaya Science Fest Africa etkinliğine katılan 27 farklı ülkeden bilişim teknolojileri ve robotik kodlama öğretmenleri katıldı. Program, öğretmenlerin algoritmik düşünme, fiziksel programlama, problem çözme ve sınıf içi uygulama becerilerini geliştirmeye odaklanan yoğun ve uygulamalı bir içerikle tasarlandı. Çalıştay programı, algoritma mantığının temellerinden, blok tabanlı kodlama ve oyunlaştırma uygulamalarına, dijital tasarım süreçlerinden fiziksel programlama atölyelerine uzanan bütüncül bir yapı içerisinde yürütüldü. Katılımcı öğretmenler, sensörler ve devre elemanlarıyla etkileşimli projeler geliştirirken, dijital değerlendirme araçlarını sınıf içi ölçme ve değerlendirme süreçlerinde nasıl kullanabileceklerine ilişkin uygulamalı çalışmalar gerçekleştirdi. Türkiye Maarif Vakfı Başkanı Mahmut M. Özdil, Türkiye Cumhuriyeti Abidjan Büyükelçisi Deniz Erdoğan Barım, Mütevelli Heyeti Üyesi Doç. Dr. Zeynep Arkan, Yönetim Kurulu Üyeleri Ahmet Türkben ve Dr. Halime Kökce de çalıştaya ziyarette bulundu. Protokol üyeleri, atölye çalışmalarını yerinde inceleyerek öğretmenlerle bir araya geldi. Türkiye Cumhuriyeti Abidjan Büyükelçisi Deniz Erdoğan Barım, çalıştaya katılan öğretmenlere hitaben yaptığı değerlendirmede, Science Fest Africa'nın ardından bu tür eğitim faaliyetlerinin büyük önem taşıdığını vurgulayarak öğretmenlere çalışmalarında başarılar diledi. Türkiye Maarif Vakfı Başkanı Mahmut M. Özdil, çalıştaya ilişkin değerlendirmesinde Science Fest Africa'nın güçlü bir eğitim boyutu olduğuna dikkat çekerek, “Tüm Afrika burada bir araya gelmiş durumda. Science Fest Africa, son derece samimi ve çok önemli bir eğitim boyutuna sahip bir etkinlik. Bu girişim aracılığıyla akademik ve pedagojik standartların yükseltilmesine katkıda bulunacağımızı umuyorum. Bu, gerçek bir öğrenme ve paylaşım fırsatıdır” ifadelerini kullandı. Türkiye Maarif Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Türkben ise çalıştayın, festivalin hemen ardından başlatılmasının önemine vurgu yaparak, “Science Fest Africa bitti ama asıl festival bittikten sonra başlıyor diyebiliriz. Farklı ülkelerden gelen bilişim öğretmenlerimizle robotik kodlama ve yapay zekâ bağlamında tam günlük bir atölye çalışması yürütüyoruz. Bu eğitimler, çevrim içi ve yerinde çalışmalarla devam edecek ve şimdiden bir sonraki festivalin hazırlık süreci başlatılmış oldu” dedi. Türkben ayrıca, Türkiye Maarif Vakfının 66 ülkede yürüttüğü eğitim faaliyetlerinden elde edilen birikimi Afrika kıtasına taşımaktan duydukları memnuniyeti dile getirdi. Öğretim Programları ve Akreditasyon Daire Başkanlığı Koordinatörü Yusuf Sert de Science Fest Africa'nın ardından başlatılan bu eğitim sürecinin, geleceğe dönük bir planlamanın parçası olduğunu belirterek, “Bilim ve teknoloji alanında proje hazırlayan öğretmenlerimizle hemen eğitimlerimize başlayarak gelecek senenin projelerini ortaya çıkarmayı hedefliyoruz. Türkiye'nin uzmanlaştığı alanlardaki birikimi öğretmenlerimize aktararak Afrika'da ses getirecek projeler üretmeye devam edeceğiz” değerlendirmesinde bulundu. Programın sonunda katılımcı öğretmenler, yalnızca teknik becerilerini geliştirmekle kalmayıp Science Fest Africa'dan elde edilen kazanımları kendi eğitim ortamlarına entegre edebilecek pedagojik yetkinlikler de kazandı. Bu yönüyle Afrika Eğitim Teknolojileri Çalıştayı, Science Fest Africa'nın oluşturduğu etkiyi öğretmenler aracılığıyla sınıflara taşıyan ve kalıcı hâle getiren önemli bir adım olarak değerlendirildi. Türkiye Maarif Vakfı yetkilileri, bu tür eğitim çalıştaylarının önümüzdeki dönemde de farklı ülkelerde devam edeceğini ve Science Fest Africa'nın yalnızca bir festival değil, sürekli gelişen bir eğitim ekosistemi olarak konumlandığını ifade etti. MEDYA YANSIMALARI▶️TRT AVAZ...
Türkiye Maarif Vakfı, Etiyopya’da Afrika kıtasının meselelerini Afrika merkezli bir perspektifle ele alan IV. Maarif Model African Union (MMAU) organizasyonunu gerçekleştirdi. Afrika Birliği Genel Merkez Binası’nda düzenlenen program, “Empowering Africa’s Tomorrow: Women, Youth, and Families Driving Education, Leadership, and Reparative Justice across the Six Regions” ana temasıyla hayata geçirildi. Etkinlik, gençlerin, kadınların ve ailelerin eğitim, liderlik ve adalet alanlarındaki dönüştürücü rolünü kıta ölçeğinde tartışmaya açtı.Türkiye Maarif Vakfı Etiyopya Temsilciliği öncülüğünde organize edilen MMAU, klasik Model United Nations uygulamalarına alternatif olarak Afrika Birliği ekseninde kurgulanan, kıtanın özgün meselelerini Afrikalı gençlerin gündemine taşıyan bir platform olarak öne çıkıyor. Program yoluyla öğrencilerin analitik düşünme, araştırma, hitabet, müzakere ve liderlik becerilerinin geliştirilmesi, aynı zamanda Afrika merkezli düşünme yetkinliklerinin güçlendirilmesi hedeflendi.Bu yıl dördüncüsü düzenlenen organizasyonda öğrenciler Kuzey Afrika, Batı Afrika, Doğu Afrika, Orta Afrika, Güney Afrika ve Diaspora olmak üzere altı komisyonda bir araya geldi. Afrika Birliği üyesi ve gözlemci ülkeleri temsilen 100 delege ve 50 gözlemcinin yer aldığı programda öğrenciler, komisyon başkanları ve başkan yardımcıları yönetiminde müzakereler yürüttü ve bölgesel karar tasarıları hazırladı. Komisyon çalışmaları sonunda hazırlanan karar tasarıları jüriye sunuldu. Güney Afrika Bölgesi’nin sunduğu karar tasarısı jüri üyelerinin ortak kararıyla “en iyi karar tasarısı” seçilirken, Batı Afrika Bölgesi’nin tasarısı ise “ikinci en iyi karar tasarısı” olarak öne çıktı. Seçilen en iyi karar tasarısı esas alınarak hazırlanan sonuç bildirgesinin Afrika Birliği’ne sunulduğu belirtildi.Batı Afrika Bölgesi tarafından hazırlanan karar tasarısında; kız çocuklarının eğitimi, dijital okuryazarlık, girişimcilik, gençler ve kadınların liderlik becerilerinin geliştirilmesi, okul beslenme programları, anne sağlığının iyileştirilmesi ve eğitime devam eden genç anneler için bakım destekleri gibi başlıklar öne çıktı. Tasarıda ayrıca kadınlar, gençler ve ailelerin eğitim, liderlik ve onarıcı adalet alanındaki rolünü güçlendirmek üzere Afrika genelinde yıllık forumlar düzenlenmesi ve eğitim, sağlık ile altyapı yatırımlarını destekleyecek bir “onarımcı kalkınma fonu” oluşturulması çağrısı yapıldı. En iyi karar tasarısı seçilen Güney Afrika Bölgesi önerisinde ise kaliteli eğitime erişimin yaygınlaştırılması, gençler ve kadınlar için dijital beceri eğitimlerinin artırılması, ücretsiz ve nitelikli okul beslenme programlarının güçlendirilmesi, çocuk yaşta evliliklerin önlenmesi, kız çocuklarının en az ortaöğretime kadar eğitime devamının güvence altına alınması, kadın sağlığı ve mesleki eğitim alanlarında kapsamlı politikaların geliştirilmesi yönünde tavsiyeler yer aldı.Türkiye Cumhuriyeti Addis Ababa Büyükelçisi ve Afrika Birliği Nezdinde Daimi Temsilcisi Berk Baran, Türkiye Maarif Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Türkben, Azerbaycan Cumhuriyeti Etiyopya Büyükelçisi Ruslan Nasibov ve Irak Cumhuriyeti Etiyopya Maslahatgüzarı Süleyman Khalid’in katıldığı program, öğrencilere sertifikalarının takdim edilmesi ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.Türkiye Maarif Vakfının Afrika Vizyonu2016 yılından bu yana Afrika’da eğitim alanında güçlü ve istikrarlı bir varlık ortaya koyan Türkiye Maarif Vakfı, bugün Afrika kıtasında 27 ülkede 30 bine yakın öğrenciye ulaşarak kıtanın önemli eğitim paydaşlarından biri hâline geldi. Kıtada “denk ortaklık” anlayışı doğrultusunda faaliyetlerini sürdüren Vakıf, öğrencilerini yalnızca akademik başarıya değil sosyal sorumluluk, bilim ve teknoloji alanlarında da destekliyor. Mali Spor Oyunları, Afrika Bilim Festivali ve Gabon Bilim Fuarı gibi uluslararası organizasyonlarla gençlerin potansiyelini görünür kılan Vakıf, TEKNOFEST’in uluslararasılaşma sürecindeki öncü rolüyle de gençlerin uluslararası vizyon kazanmasına katkı sunuyor. Bu yönüyle Vakıf, Afrika’da nitelikli insan kaynağının yetişmesine katkı sunan, yerel dinamikleri gözeten ve ortak geleceğe yatırım yapan bütüncül bir eğitim modeli ortaya koyuyor....
İstanbul'da Türkiye Maarif Vakfı (TMV) ve Türk-Alman Üniversitesi (TAÜ) işbirliğinde ortaklaşa düzenlenen "Uluslararası İki Dillilere Türkçe Öğretimi Çalıştayı" ikinci gününde devam etti. Üniversitenin Beykoz'daki yerleşkesinde, düzenlenen çalıştayı programına Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, TMV Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Ahmet Emre Bilgili, TAÜ Rektörü Prof. Dr. Cemal Yıldız, TAÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Aysel Uzuntaş ve TAÜ Genel Koordinatörü Prof. Dr. Ferit Küçükay ile her iki kurumdan görevliler ve öğretmenler katıldı. İkinci günün öğleden sonra oturumuna Türk - Alman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemal Yıldız’ın konuşmasıyla devam etti. Türkçe öğretimi, hem Türkiye'de hem de yurt dışında giderek artan bir değer kazandığına dikkat çeken Yıldız, şöyle konuştu:“Küreselleşme ve dijitalleşme ile birlikte, Türkçenin öğretimi ve öğrenimi için yeni fırsatlar ve zorluklar ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda, dil öğretimi süreçlerini ve yöntemlerini sürekli olarak gözden geçirmek ve iyileştirmek elzemdir. Bu önemli etkinlik, dil ve kültürler arası etkileşimin önemini vurgulayarak, iki dillilere Türkçe öğretimi alanında yeni ufuklar açmayı hedeflemektedir. Bu çalıştay, Türkçe öğretimi konusunda deneyim sahibi olan kurumları, uzmanları, araştırmacıları ve öğretmenleri bir araya getirerek bilgi ve tecrübe paylaşımını sağlamakta ve bir platform sunmaktadır. Amacımız, katılımcılar arasında işbirliğini artırmak, en iyi uygulamaları belirlemek ve dil öğretiminde etkili stratejiler geliştirmektir.” Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, böylesine önemli bir programda katılımcılarla bir araya gelmekten mutluluk duyduğunu söyledi. Yurt dışında yaşayan çocuklara verilecek Türkçe eğitim faaliyetleri için düzenlenen çalıştayı çok kıymetli bulduğunu belirten Göktaş, üniversitelerin, kurumların ve sivil toplum kuruluşlarının katkılarıyla gerçekleştirilen toplantının verimli sonuçlara vesile olmasını diledi. Türkçenin yaşatılmasına katkılar sunacak çalıştayın düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür eden Göktaş, "Bilimsel çalışmalar, ana dil eğitiminin, bireylerin bağımsız düşünme, doğru anlama ve kendini ifade etme yeteneklerinin gelişiminde önemli bir etken olduğunu gösteriyor. Bu anlamda, bir insanın öncelikli olarak ana dilini en iyi şekilde öğrenmesi hayatının ve geleceğinin şekillenmesinde de çok belirleyici oluyor." diye konuştu. Anavatanından uzakta doğmuş, büyümüş ve hayata atılmış bir ailenin çocuğu olarak çalışmaların ne kadar kıymetli olduğunu kendisinin de tecrübe ettiğini kaydeden Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ana dil eğitimi, yurt dışında yaşayan çocuklarımızın kültürümüzden, değerlerimizden kopmamaları açısından kritik bir öneme sahiptir. Bunun yanı sıra ana dil eğitiminin aynı zamanda yabancı dil öğrenmede de kolaylaştırıcı bir etkisi vardır. Çocuklarımıza güçlü bir ana dil eğitimi sunmak, onların eğitim ve sosyal hayatlarındaki başarılarını da doğrudan etkileyen bir unsurdur. Bu amaçla Almanya, Hollanda, Avusturya ve Belçika'da yıllar önce okullarda ana dilde eğitim dersleri verilmekteydi." "Hizmetlerimizin ve politikalarımızın odağında aile bulunuyor"Bakan Göktaş, çocukların Türkçeyi etkili şekilde öğrenmeleri ve kullanmalarında ailelerin de rolünün önemli olduğunu, tıpkı aile arasında kurulan güçlü bağlar gibi toplumla da güçlü ve sağlam bir iletişimin ana dille kurulduğunu ifade etti. Ana dilin aile içindeki iletişimde ve ana yurt ile bağların sürdürülmesinde önemli rol oynadığına dikkati çeken Göktaş, "Çocukların ebeveynleri, büyükanne ve büyükbabalarıyla çok dilli bir ortamda etkili bir iletişim kurmasına olanak tanır. Böylece nesiller arası bağları da güçlendirir." görüşünü paylaştı. Ailelerin bu süreçte yer almalarına ayrıca önem verilmesi gerektiğini vurgulayan Göktaş, şöyle devam etti: "Çünkü kimlik ailede gelişir. Sağlıklı nesillerin sürekliliği ve devamlılığı da aile ile sağlanır. Milli ve manevi değerlerin kuşaklar arası aktarımı ancak aile ile mümkündür. Bu nedenle Bakanlık olarak, hizmetlerimizin ve politikalarımızın odağında aile bulunuyor. Aile yapısı ne kadar güçlü ve sağlam olursa evlatlarımızın geleceği de o kadar umut dolu ve refah içinde olur. Aile ne kadar güçlü olursa, toplum da o kadar güçlü olur. Bu inançla bugün, 'güçlü birey, güçlü aile, güçlü toplum, güçlü Türkiye' hedefimiz doğrultusunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Geçtiğimiz hafta detaylarını açıkladığımız Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Vizyon Belgesi ve Eylem Planı'mızla bu alandaki çalışmalarımıza yeni bir boyut kazandırdık. Eylem planımız kapsamında belirlediğimiz hedefler doğrultusunda çalışmalarımızı başlattık. Atacağımız adımlarla, Türkiye Yüzyılı'nda güçlü aileleriyle güçlü bir Türkiye olma yolunda kararlılıkla yürüyeceğiz." "Belçika ve Fransa'da, Aile ve Sosyal Hizmetler Ataşeliği açmayı hedefliyoruz"Sadece yurt içinde değil uluslararası alanda da aile yapısının ve değerlerinin korunması için çalışmalarını sürdürdüklerini anlatan Göktaş, 60 yılı aşkın bir süre önce Avrupa'ya göç eden ilk nesilden sonra artık yurt dışında yaşayan dördüncü, beşinci nesilden söz edildiğini ve dünyanın dört bir yanında Türk vatandaşlarının bulunduğunu hatırlattı. Bakan Göktaş, "Ülkemizden uzakta yaşayan vatandaşlarımız geleneklerimizi ve Türk aile yapısını koruyarak hayatlarını sürdürmeye çalışıyor. Biz de her nerede olursa olsunlar, vatandaşlarımızın her daim yanında olmaya gayret ediyoruz." dedi. Halihazırda 6 ülkede, 14 yurt dışı temsilciliğinde rehberlik hizmeti sağladıklarını bildiren Göktaş, şu bilgileri verdi: "Aile ataşeliklerimizle, vatandaşlarımızın bulundukları ülkelerde sosyal hizmet kurumlarıyla sorun yaşamalarına engel olmak ve var olan sorunları çözüme kavuşturmak için çalışıyoruz. Önümüzdeki dönemde Aile ve Sosyal Hizmetler Ataşeliklerinin sayılarını artırmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu kapsamda öncelikli olarak da Belçika ve Fransa'da, Aile ve Sosyal Hizmetler Ataşeliği açmayı hedefliyoruz. Böylece vatandaşlarımızın karşı karşıya kalabilecekleri olası sorunlara anında müdahil olmaya ve taleplerini hızlıca karşılamaya devam edeceğiz." Güçlü ve büyük Türkiye'nin, sadece Türkiye sınırlarından ibaret olmadığını artık herkesin bildiğini belirten Göktaş, "Dünyanın her neresinde olursa olsun aile bağlarımızı güçlendirmek ve korumak için gerek bizlere gerekse sivil toplum kuruluşlarımıza büyük görevler düşüyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın 'Aileye sahip çıkmak, insanlığın geleceğine sahip çıkmaktır' vurgusu, bizim için bir rehber niteliği taşıyor. Bu anlamda aile değerlerimize her zamankinden daha fazla sahip çıkacağız. Bunu gerçekleştirmenin en güzel yolunun da çocuklarımızın Türkçeyi en iyi şekilde öğrenmelerinden geçtiğine inanıyoruz. Bu salonda bir araya gelmemize vesile olan, Uluslararası İki Dillilere Türkçe Öğretimi Çalıştayı'nın bu inanca hizmet edeceğinden eminiz." ifadesini kullandı. Göktaş, Türkiye Maarif Vakfının, dünyanın dört bir yanında bulunan okullarıyla yıllardır hizmet veren kıymetli bir kuruluş olduğunu, ayrıca iki dilli çocuklara yönelik dil eğitiminde akademik bir merkez olan Türk-Alman Üniversitesinin de bu konuda önemli bir rol üstlendiğini söyledi. İki kurumun öncülük ettiği çalıştayda meselenin tüm boyutlarıyla ele alındığını kaydeden Göktaş, "Çalıştaydan çıkacak sonuçların bundan sonraki süreçte atılacak adımlara değerli katkıları olacağına yürekten inanıyorum. Ayrıca burada geliştirilecek işbirliklerinin çok verimli çalışmalara zemin hazırlayacağına inanıyorum." değerlendirmesinde bulundu. Bakanlık olarak, işbirliği imkanlarını değerlendirmeye açık olduklarını vurgulayan Göktaş, organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür etti. Konuşmaların ardından atölye çalışması gerçekleştirildi. Çalıştayın kapanış değerlendirme konuşmasını Rektör Prof. Dr. Yıldız ve Türkiye Maarif Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Türkben tarafından gerçekleştirildi....
İstanbul'da Türkiye Maarif Vakfı (TMV) ve Türk-Alman Üniversitesi (TAÜ) işbirliğinde ortaklaşa düzenlenen "Uluslararası İki Dillilere Türkçe Öğretimi Çalıştayı" ikinci gününde devam ediyor. TAÜ'nün Beykoz'daki yerleşkesinde düzenlenen çalıştayın ikinci günü, Almanya Potsdam Üniversitesinden Prof. Dr. Christoph Schröder'in "Almanya'da Türkçenin Konumu ve Türkçe Dersi İçin Sonuçları" başlıklı çevrim içi oturumu ile başladı. Sonrasında düzenlenen "Öğrenme İçerikleri" başlıklı oturumda söz alan TMV Türkçe ve Yabancı Dil Öğretimi Daire Başkanı Prof. Dr. İbrahim Gültekin, Avrupa'daki iki dilli Türk çocuklarına yönelik Avrupa Eğitim Merkezleri kurarak işe başladıklarını söyledi.Avrupa'daki iki dilli çocukların üniversiteye ve akademiye erişim sorunları olduğunu belirten Gültekin, bunun temelinde ana dil olduğunu ifade etti. Kendilerinin en önemli meselesinin iki dilli çocukların Türkçe seviyelerini nasıl geliştirebilecekleri olduğunu kaydeden Gültekin, şöyle konuştu:"Şu anda 4 ülkede 7 Avrupa Eğitim Merkezimiz bulunuyor. Başta Türk nüfusu olmak üzere merkezimizin bulunduğu ülkedeki herkes hedef kitlemiz. Çünkü biz Türkçeyi yabancı dil olarak da yabancılara öğretiyoruz. Atölye çalışması yapıyoruz, sosyal ve kültürel etkinlikler, sportif faaliyetler, müsabakalar ve okul derslerini destekleyici takviye kurslar gerçekleştiriyoruz. Buradaki temel amacımız Türk çocuklarının ana dillerini kullanma becerilerini geliştirmek ve kendi kültürleriyle aidiyetlerini güçlendirmek."Gültekin, Avrupa'daki tüm eğitim merkezlerinde yaklaşık 25 bin kişiye ulaştıklarını, anlık olarak 7 eğitim merkezinde 1492 öğrenciye yönelik eğitimleri sürdürdüklerini dile getirdi.Eğitim merkezlerinde kamplar, geziler, oyun grupları, seminerler, yarışmalar ve okuma grupları gibi sosyal kültürel faaliyetler düzenlediklerini belirten Gültekin, "Okul derslerini destekleyici çalışmalar, sınavlara hazırlık desteği, din dersleri, aile danışmanlığı ve kişisel gelişim gibi eğitimler veriyoruz." diye konuştu.Oturumun ardından katılımcılar öğrenme içeriklerine yönelik sorunların tartışılması, çözüm önerilerinin sunulması ve raporlanması için atölye çalışması gerçekleştirdi. – Yurt dışında görevlendirilen öğretmenlerin nitelikleri"Öğretici Nitelikleri" başlıklı oturumda konuşan TAÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Aysel Uzuntaş ise köken dili derslerinde kelime, cümle ve metin boyutunda alıştırmalarla dil becerisinin geliştirilmesinin elzem olduğunu söyledi.Uzuntaş, öğrencilerin günlük Türkçe bilgilerinden yararlanılması, günlük veya akademik dil arasında karşılaştırmalar yapılarak farkındalık sağlanması gerektiğini belirtti.Yurt dışındaki öğrencilerin ana dil seviyelerinin aynı düzeyde olmayacağını vurgulayan Uzuntaş, şöyle devam etti:"Öğretmenler sınıf içinde farklı yöntem ve teknikler kullanabilmelidir. Ayrıca yurt dışında yaşayan Türk çocuklarında dil normu açısından farklılıklar olabilmektedir. Öğrencilerin her bir becerisinin aynı düzeyde gelişmediği yine öğretmenler tarafından fark edilmeli ve dikkate alınmalıdır. Burada eğitimi bireyselleştirme tekniği çok önemli hale gelmektedir. Araştırmalar, öğretmenlerin niteliğinin eğitimin kalitesi açısından belirleyici olduğunu göstermektedir. Öğretmen niteliklerini ortaya koyabilmek için Milli Eğitim Bakanlığı tarafından gönderilen öğretmenlerin başvuru kılavuzları incelenmiş ve orada hangi nitelikler arandığına bakılmıştır."Türkçe ve Türk dili dersi öğretim programında beceri odaklı bir eğitimin öngörüldüğünü ifade eden Uzuntaş, dinleme, konuşma, okuma ve yazma ile kültürler arası iletişim bilgisi kazanımının hedeflendiğini söyledi.Yurt dışında görevlendirilen öğretmenlerin niteliklerinin de ele alındığını kaydeden Uzuntaş, "Öncelikle mevcut durum ortaya konulmaya çalışılacak. 'Görevlendiren öğretmenlerde hangi nitelikler aranmaktadır?' sorusundan hareketle öğretmenlerin seçilmesine yönelik kuralımız var. Doküman analizi çerçevesinde incelenecek ve içerik analizi yapılacaktır." diye konuştu.Uzuntaş, "Türkiye ve Türk Kültürü" dersi için Türk dili ve edebiyatı, Türkçe, Almanca, Fransızca, İngilizce, İtalyanca, sınıf öğretmenliği, sosyal bilgiler ile din kültürü ve ahlak bilgisi alanlarında 367 öğretmenin Avrupa ülkelerinde görev alabileceğini sözlerine ekledi.Oturumun ardından öğretici niteliklerinde mevcut durum ve sorunlar, ihtiyaç analizi, vizyon ile yükseköğretimde öğretici niteliklerinin geliştirilmesi alanlarında atölye çalışması gerçekleştirildi....
İstanbul'da Türkiye Maarif Vakfı (TMV) ve Türk-Alman Üniversitesi işbirliğinde ortaklaşa düzenlenen "Uluslararası İki Dillilere Türkçe Öğretimi Çalıştayı" başladı.Avrupa’daki iki dillilere Türkçe öğretimi süreçlerini çeşitli boyutlarıyla değerlendirmek ve bu konuda ortaya çıkan sonuçları ilgili kurumlar ve kamuoyuyla paylaşmak amacıyla Türkiye Maarif Vakfı ve Türk-Alman Üniversitesi iş birliğiyle, Türk-Alman Üniversitesi'nin Beykoz yerleşkesinde düzenlenen çalıştayda ilgili kurum temsilcileri, eğitim müşavirleri ve alan uzmanlarının katılımıyla başladı. Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türk Dil Kurumu, Yunus Emre Enstitüsü, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı, Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının katılımıyla düzenlenen çalıştay kapsamında, Türk-Alman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemal Yıldız, MEB Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Tuba Korkmaz ve Türkiye Maarif Vakfı Başkanı Prof. Dr. Birol Akgün açış konuşmaları ile konuklara seslendi.“İki Dillilere Türkçe Öğretimi Alanına Yeni Ufuklar Açmayı Hedeflemekteyiz”Açış konuşmasını gerçekleştiren Rektör Prof. Dr. Cemal Yıldız, dil ve kültürler arası etkileşimin önemini vurgulamak ve iki dillilere Türkçe öğretimi alanında yeni ufuklar açmak için buluştuklarını söyledi. Dijitalleşen dünya ekseninde yaşanan gelişmelerin dil ve kültürler arası etkileşimi giderek artığına dikkati çeken Yıldız, "Küreselleşme ve göç gibi son derece güçlü dinamiklerin tetikleyici etkisiyle de iki dillilik veya çok dillilik yaygın hale getirmektedir. Bu durum, dil öğretimi ve öğrenimi alanında güncel gereklilik ve zorlukları doğurmakla birlikte, beraberinde etkisi yadsınamaz fırsatlar da ortaya çıkarmaktadır." dedi.Prof. Dr. Yıldız, dünya genelinde milyonlarca insan tarafından ana dili veya ikinci dil olarak konuşulan Türkçenin, Türkiye'nin ekonomik gelişimi ve kültürel zenginliğinin etkisiyle daha fazla ilgi gördüğünü ifade etti.Çalıştayın Türkçe öğretimi alanındaki zorlukların ve fırsatların değerlendirilmesine, ortak çözümler bulunmasına ve geleceğe yönelik stratejiler oluşturulmasına önemli katkısı olacağını dile getiren Yıldız, şöyle konuştu:"Son yarım asırda yaşanan olağanüstü teknolojik gelişmeler ve dijitalleşme, Türkçenin öğrenimi ve öğretimi konusunda kaçınılmaz küresel bir etki yaratmıştır. Söz konusu etki, alanda yapılacak çalışmalara katkı sağlayacak fırsatlar sunmakla birlikte, güç birliğiyle aşılması gereken zorlukları da beraberinde getirmektedir. Bu nedenle dil öğretimi süreçlerini ve yöntemlerini sürekli olarak gözden geçirmek, güncellemek ve teknolojiyle entegre ederek iyileştirmeler yapmak son derece önem arz etmektedir."“Çalıştayın sonuçlarının uygulayıcılara da bir rehber olmasını arzu ediyorum”MEB Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Tuba Korkmaz ise, kurumsal işleyişlerinden söz ederek sözlerine başladı. Korkmaz, “Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğümüz politikaları yapıcı ve diplomatik süreçleri yürütücü bir görev üstlenmektedir. Uluslararası kuruluşlarla ve anlaşmalarla ikili ilişkiler çerçevesinde MEB ile yurt dışındaki eğitim bakanlıkları arasındaki ilişkiyi kuruyoruz. Bu ilişkiyi kurarken de yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızla hakları ve onların gelişimlerine yönelik de birçok faaliyeti, politikayı yürütmüş oluyor ve birçok anlaşmanın altına imza atmış oluyoruz. Bakanlığımızın diğer birimi Yükseköğretim ve Yurt Dışı Eğitim Genel Müdürlüğü ise eğitim öğretim faaliyetlerini yürütüyor. Yurt dışına Türkçe öğretmeni, Türk kültürü öğretmeni ve üniversitelere yabancılara Türkçe öğretimi alanında akademisyen görevlendirme görevlerini yürütüyor.” dedi. – "Türkiye Maarif Vakfı İki Dilli Çocuklara Türkçe Öğretimi Modeli"Türkiye Maarif Vakfı Başkanı Prof. Dr. Birol Akgün ise vakfın Türkiye adına yurtdışında örgün ve yaygın eğitim faaliyetleri yürütmek amacıyla kurulduğunu belirterek, Türkçenin öğretilmesi, Türk kültür ve medeniyetine dair değerlerin dünyaya doğru bir biçimde tanıtılmasına önem verdiklerini kaydetti.Türkçe'nin uluslararası dil öğretimi standartlarına uygun Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığınca onaylı müfredat hazırladıklarını söyleyen Akgün, "Okullarımızda, okul öncesinden başlamak üzere K12'nin her kademesinde sistemli bir biçimde Türkçe öğretiyoruz. Okullarımızdan mezun öğrencilerimizin en az B2 seviyesinde Türkçe kullanma becerisine sahip olmalarını hedefliyoruz." dedi.Her yıl, her sınıf seviyesinde Türkçe Durum Tespit Sınavı (TDTS) yaptıklarını aktaran Akgün, bu yıl ise mezun olacak öğrencileri için ilk defa Türkçe Dil Yeterlik Sınavı (TDYS) uygulayacaklarını bildirdi.Avrupa'da yaşayan Türk ailelerin çocuklarının hem içinde bulundukları toplumun dilini öğrenmeleri hem de nitelikli bir ana dili eğitimi almalarının öncelikli hedefleri arasında olduğunu belirten Akgün, "Yapılan araştırmalar, ana dilini doğru şekilde öğrenemeyen ve kullanamayan iki dilli çocukların ve gençlerin, içinde yaşadıkları toplumun dilini öğrenme konusunda da zorluk yaşadıklarını göstermektedir. Dilin yanlış veya eksik öğrenilmesi, sadece iletişimde değil, duygu ve düşüncelerin aktarımında da benzer yanlış ve eksiklikleri beraberinde getirebilmektedir." ifadelerini kullandı. Akgün, "Türkiye Maarif Vakfı İki Dilli Çocuklara Türkçe Öğretimi Modeli" adını verdikleri yeni yaklaşımın da çalıştayda istişare edilmesi isteklerini dile getirdi.AB ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Tuba Korkmaz da Türk çocuklarına öz benliklerini, dillerini, kültürlerini unutmamak için başlayan Türkçe derslerinin, artık iki dillilere Türkçe öğretimi alanında gelişmeye başladığını vurguladı.– Yeni eğitim modelleri tartışılacakAçılış konuşmalarının ardından Humboldt Üniversitesi'nden Prof. Dr. Natalia Gagarina, "Türk-Alman İki Dilli Çocuklarda İlk Kelimelerden İlkokula Kadar Özgün/Özgün Olmayan Dil Bilgisi Sistemleri Oluşumuna Eleştirel Bir Bakış" başlıklı konuşma yaptı.Gagarina, Türk-Alman çocuklarının dilsel yolculuğunu anlamanın, Türkçe ve Almanca dilbilgisi, sosyokültürel etkiler, aile dinamikleri ve eğitim ortamları gibi çeşitli faktörlerin araştırılmasını içerdiğini ifade etti.Rouen Normandie Üniversitesi'nden Prof. Dr. Mehmet Ali Akıncı, "İki Dilli Çocuklara Dil Öğretimi: Fransa'da Türkçe Örneği ile Son Gelişmeler" başlıklı konuşma gerçekleştirdi.Çalıştayda, Türkçe öğretimi başta olmak üzere Avrupa'daki iki dilli Türk çocuklarına yönelik kurumlar ve STK'ler vasıtasıyla yürütülen eğitim faaliyetleri çeşitli boyutlarıyla değerlendirilecek, mevcut durum ve sorunlara yönelik çözüm önerilerini içeren bir rapor oluşturulacak....