Sudan’daki Türkiye Maarif Okullarında eğitim gören öğrenciler, Türkiye’deki üniversitelerde eğitim alabilmek için İstanbul Üniversitesinin başkent Hartum’da düzenlediği Yabancı Uyruklu Öğrenci Sınavı’na (İÜYÖS) girdi. Türkiye Maarif Vakfı Sudan Hartum Okullarında gerçekleşen sınava başvuran 169 öğrenci arasından 149’u kayıt yaptırdı. Adayların soyut düşünme becerilerini ölçmeyi amaçlayan sorularla matematik sorularından oluşan 80 soruluk sınav, 2 saat 15 dakika sürdü. Başarılı Olanlar Yaklaşık 100 Üniversiteye Başvurabilecek Türkiye Maarif Vakfı Sudan Hartum Okulları mezunu Kusay Salah, sınavının çok kolay geçtiğini belirtti. Gelişmiş ve Müslüman bir ülke olması dolayısıyla Türkiye’yi seçtiğini söyleyen Salah, çocukluk hayali olan tıp fakültesi okuduktan sonra Sudan’a dönüp ülkesinin gelişmesine destek olacağını dile getirdi. “İstanbul’u dizilerden biliyorum” Ala Hüseyin Osman ise Türkiye’de üniversiteyi bitirdikten sonra cildiye doktoru olmak istediğini kaydetti. Türkiye’de astronomi okumak istediğini söyleyen Tuka Salah Osman ise “Astronomi Sudan’da çok yaygın olmadığı için Türkiye’de okuyup Sudan’a döneceğim ve öğrendiklerimi Sudanlı kardeşlerimle paylaşacağım.” diye konuştu. Ravan Muhyiddin ise mütercim tercümanlık bölümünde okuyup Türkiye’de çalışmak istediğini ifade etti. Eğitim kaliteli olduğu için Türkiye’yi tercih ettiğini belirten Muhyiddin, “İstanbul’u dizilerden biliyorum ve İstanbul Üniversitesine girmek istiyorum. İstanbul’da bir üniversite kazanamazsam Ankara ya da Kıbrıs’ta okumak isterim.” şeklinde konuştu. Bu yıl Türkiye dahil 14 ülkede gerçekleştirilen İÜYÖS’ye 20 binin üzerinde başvuru oldu. 2012’den bu yana düzenlenen İÜYÖS, Türkçe, Arapça, İngilizce, Fransızca, Almanca ve Rusça gerçekleştiriliyor. ...
Türkiye Maarif Vakfı ile Katar Üniversitesi arasında Türkiye'den gönderilecek öğrencilerin tam burslu okutulmasına ilişkin iş birliği protokolü imzalandı. Türkiye Maarif Vakfı'ndan yapılan açıklamaya göre, protokol kapsamında, Türkiye'den 5 yılda gönderilecek 150 öğrenci tam burslu statüde okutulacak. Çalışmaları 7 aydır süren protokolün imzaları, vakfın İstanbul'daki genel merkezinde Türkiye Maarif Vakfı Başkanı Prof. Dr. Birol Akgün ve Katar Üniversitesi Rektörü Dr. Hassan Al-Derham'ın katılımıyla imzalandı. Her yıl 30 öğrencinin tam burslu statüde Katar Üniversitesi'nde Arapça ve İngilizce lisans eğitimi almasına yönelik protokol kapsamında, bu ülkeye gönderilecek öğrenciler Türkiye Maarif Vakfı tarafından belirlenecek. Öğrencilere, Arapça dil eğitiminden sonra farklı branşlarda lisans eğitimi alabilme imkanı sunulacak. "İlk 30 öğrenciyi gelecek dönem göndermeyi hedefliyoruz" Türkiye Maarif Vakfı Başkanı Prof. Dr. Birol Akgün, imza töreninde yaptığı konuşmada, Türkiye'de üniversiteye giriş sınavlarının tamamlandığını ve öğrencilerin sonuçlarını beklediğini belirtti. Akgün, öğrencilerin tercih yapacakları döneme kadar başvuru için gerekli duyuru ve işlemleri tamamlamayı, 2021-2022 akademik yılı itibarıyla Türkiye'den yılda 30 öğrenciyi tam burslu statüde Katar Üniversitesi'nde lisans eğitimi almak üzere göndermeyi hedeflediklerini anlattı. Katar Üniversitesi Rektörü Dr. Hassan Al-Derham ise, Türkiye'den gelen öğrencilerin Katar'da bir yılı Arapça dil hazırlığı olmak üzere toplam 5 yıllık lisans eğitimi göreceğini belirterek, şu açıklamada bulundu: "Anlaşma neticesinde 5 sene sonra yaklaşık 150 öğrenci Katar'da eğitim alıyor olacak. Bu öğrencilerimiz ülkelerine döndüklerinde Katar ve Türkiye için olumlu manada ilişkilerin gelişmesine katkı sağlayacağına inanıyorum. Katar Üniversitesi olarak Türkiye'den tam burslu statüde gelen öğrencilere eğitim bursunun yanı sıra ücretsiz konaklama, sosyal aktivite ve İngilizce dil öğrenimi dahil çeşitli kolaylıklar sağlayacağız." Törende, Türkiye Maarif Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi Prof. Dr. Cihad Demirli, Yönetim Kurulu Üyesi Nedim Kaya ve diğer çalışanlar da hazır bulundu. ...
Senegal'in Saint-Louis kentindeki Maarif Okulu, "Sağlık İçin Yürü" spor etkinliği düzenledi. Bu yıl üçüncüsü yapılan yürüyüşe Maarif Okulu öğrencileri, veliler, yürüyüş kulüpleri ve farklı okullardan öğrenciler de dahil toplam 400 kişi katıldı. Maarif Okulunda başlayan yürüyüş, kentin önemli cadde ve meydanlarının geçilmesiyle 2 saatte tamamlandı. Etkinlik sonrasında açıklama yapan Saint-Louis Maarif Okulu Kampüs Müdürü Ahmet Eray Daş, yürüyüşe yoğun katılım olduğunu ve ilginin her geçen yıl arttığını söyledi. Daş, “Maarif Okullarında eğitim sadece dört duvar arasında verilmiyor. Öğrencilerimizin yaşadıkları çevreyle bağlarını güçlendirmeye de önem veriyoruz. Özellikle çevre temizlik programlarımızla fark yaratıyoruz. En önemlisi bu faaliyetler, öğrencilerimizin başarılarına da yansıyor. Saint-Louis Maarif Okulu, başarı sıralamasında daima ilk sıralarda yer alıyor. Bu başarıda, bu tarz sosyal etkinliklerin de payının çok olduğuna inanıyoruz.” diye konuştu. Aynı etkinliği gelecek yıl da düzenleyeceklerinin altını çizen Daş, başta Maarif personeli ve yerel yetkililer olmak üzere programda emeği geçenlere teşekkür etti. Fransız Batı Afrikası'nın 1895-1902 yıllarındaki başkenti Saint-Louis, Senegal'in önemli şehirleri arasında yer alıyor. ...
Türkiye'nin Encemine Büyükelçisi Kemal Kaygısız ve Maarif Vakfı Çad Okulları Direktörü İbrahim Duman Çad Kültür ve Çeşitliliğin Teşviki Bakanı Achta Djibrine Sy, Kamu Hizmeti, İstihdam ve Toplumsal İstişare Bakanı Brah Mahamat ve Yüksek Eğitim, Bilimsel Araştırma ve Yenilik Bakanı Lydie Beassemda ile görüştü. Görüşmelerde, iki ülke arasında eğitim alanında gelişmekte olan ilişkiler ele alındı. “Maarif Okullarının iki ülke arasında eğitim ve kültür köprüsü görüyor.” diyen Çadlı bakanlar, Türkiye'de yüksek öğrenim gören bin 500'e yakın Çadlı öğrencinin iki ülke arasındaki ilişkilerde gelecekte oynayacakları önemli rolü vurguladılar. Çadlı öğrencilerin Türkiye'deki üniversitelere ilgisi gün geçtikçe artıyor. Maarif okulları da anaokulundan lise sona kadar sınıflarıyla kaliteli bir hizmet sunuyor....
Kurulduğu ilk yıl beş ülkede eğitim-öğretim faaliyetlerine başlayan Maarif Vakfı, bugün Asya’dan Afrika’ya, Kuzey Amerika’dan Avrupa’ya, Güney Amerika’dan Avustralya’ya 44 ülkede kapsamlı eğitim faaliyetleri yürütmektedir. Vakıf beşinci yılında 357 eğitim kurumuyla okul öncesinden yükseköğretime kadar her kademede eğitim-öğretim hizmeti sunarken, diğer birçok ülkede eğitici desteği, barınma ve kültürel etkinlikler gibi destekleyici faaliyetlerle eğitim ağını her geçen gün genişletmektedir. Medeniyetimizin tarihi birikiminden süzülüp gelen zengin Anadolu irfanıyla insanlığın ortak birikim ve değerlerini harmanlayarak ülkemiz adına tüm dünyada örgün ve yaygın eğitim faaliyetleri vermek, “iyi insanlar” yetiştirerek küresel barışa hizmet etmek ve Türkiye ile dost ülkeler arasındaki kültürel ilişkilerin geliştirilmesine katkı sağlamak amacıyla 2016’da kurulan Türkiye Maarif Vakfı (TMV) ilk beş yıllık zorlu kuruluş dönemini geride bıraktı. Maarif Vakfı, dünyanın farklı coğrafyalarında sunmuş olduğu kaliteli eğitimle uluslararası düzeyde rekabet edebilen, kendi öz değerlerini özümsemiş, Türkçeyi iyi konuşan, nitelikli ve erdemli bireyler yetiştirmek için çalışmaktadır. Maarif Vakfı’nı kısa sürede 44 ülkedeki eğitim faaliyetleri ile Türkiye menşeli küresel bir eğitim kurumu haline getiren faktörler, sunmuş olduğu nitelikli eğitim, yürütmüş olduğu şeffaf yönetim süreçleri ve kısa sürede ülkemizdeki ve tüm dünyadaki eğitim aktörleri ve ilgili ülkelerdeki yetkili otoritelerle geliştirmiş olduğu güvene dayalı çok yönlü iş birlikleridir. Bu anlamda Maarif Vakfı, ülkemizi yurt dışında başarıyla temsil eden ve 1990’lardan itibaren Türk dış politikasının etkin enstrümanları haline gelen Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ve Yunus Emre Enstitüsü (YEE) gibi kardeş kurumlarla birlikte uluslararası arenada ülkemizin yumuşak gücüne ve kültürel diplomasi faaliyetlerine önemli katkılar sunmaktadır. Diğer kurumlarımıza göre Vakfı özgün kılan yönü ise farklı coğrafyalarda binlerce insana doğrudan dokunmasında ve milletimizle ilgili ülke halkları arasındaki kalıcı insani bağların kurulmasını temin etmesidir. Türkiye’nin Eğitimde 2023 Vizyonunun gereği olan, “insan kaynaklarında, eğitimde ve finansal yönetimde kaliteyi önceleyen” bir anlayışla çalışmalarını sürdüren Türkiye Maarif Vakfı, kurulduğu günden bugüne, bir taraftan kurumsallaşma sürecinde ihtiyaç duyduğu fiziki, beşeri ve hukuki altyapısını tamamlarken; diğer taraftan 6721 sayılı kuruluş kanunuyla kendisine tevdi edilen Türkiye adına yurt dışında eğitim-öğretim kurumları açmak, devralmak ve işletmek görevlerini başarıyla ifa etmektedir. Kurulduğu ilk yıl beş ülkede eğitim-öğretim faaliyetlerine başlayan Maarif Vakfı, bugün Asya’dan Afrika’ya, Kuzey Amerika’dan Avrupa’ya, Güney Amerika’dan Avustralya’ya 44 ülkede kapsamlı eğitim faaliyetleri yürütmektedir. Vakıf beşinci yılında 357 eğitim kurumuyla okul öncesinden yükseköğretime kadar her kademede eğitim-öğretim hizmeti sunarken diğer birçok ülkede eğitici desteği, barınma ve kültürel etkinlikler gibi destekleyici faaliyetlerle eğitim ağını her geçen gün genişletmektedir. Haziran 2021 itibariyle Maarif okullarında 43 bin öğrenciye eğitim verilmekte olup, her yıl bu okullardan mezun olan en başarılı öğrencilerin ülkemizin kaliteli üniversitelerinde yüksek öğretim görmesi teşvik edilmektedir. Modern Eğitim Yaklaşımlarını İnsan Odaklı Düşünmek Maarif kavramı, bilgi, kültür, eğitim ve hikmeti bir arada düşünmemize imkan veren, Türkiye’nin medeniyet perspektifini belki tek bir kelimeyle dünyaya tanıtabilecek son derece önemli bir kavramdır. Bu yönüyle Türkiye Maarif Vakfı, yüklendiği misyonun bilincinde olarak, gelecek nesillerimizi bilgiyle olduğu kadar evrensel değerlerle, evrenseli yakalamaya çalışırken de aynı zamanda kendi kültür ve geleneklerinden kopmadan, kendi ailesi ve toplumsal değerlerine yabancılaştırmadan yetiştirmeyi misyon edinmiştir. Günümüzde küresel ölçekte yaygın olan eğitim sistemleri ağırlıklı olarak bilimsel, akademik ve sanatsal becerilere ve son yıllarda artan dijital kapasitenin engin imkanlarına odaklanmaktadırlar. Türkiye’miz ise, “maarif” mefhumunu uluslararası eğitim kurumuna isim olarak seçerken Vakfımız da, “Eğitime Değer” sloganıyla bir yandan eğitimin dönüştürücü gücünü vurguluyor; diğer yandan insanlığın adil, mutlu ve müreffeh geleceği için yerel ve evrensel değerleri mezceden, entelektüel, duygusal ve ahlaki bütünlüğüyle “insan” odaklı bir pedagojiyi esas alarak bu toprakların günümüze kadar tevarüs eden kadim medeniyet birikimini büyük bir özgüven, açıklık ve paylaşımcılıkla dünyaya sunuyor. Geleceğimize “değer katma"yı esas alan Maarif vizyonu, modern eğitim model ve teknolojilerini daha adil, daha barışçıl ve daha huzurlu bir gelecek için seferber etmektedir. Maarif Vakfı İhtiyaçtan Doğmuştur Bugün dünya genelinde uluslararası eğitim kurumları trilyon dolarlık bir ekonomik hacme ulaşmıştır. Ancak neredeyse iki asırdan beri sayıları binlerce olan uluslararası okullar ve harcanan büyük bütçeler dünyamızı ne yazık ki daha özgür, daha adil, mutlu ve huzurlu kılamamıştır. Oysa insanı inşa eden eğitimin, insanlığın bütün sorunlarının çözümüne odaklanması gerekir. Demek ki eğitimin kalbinde bir şeyler eksik gitmektedir. Gezegenimizi daha yaşanılabilir kılacak bir eğitim, bilimsel ve teknolojik ilerlemeyi, tek tek milletlerin, sonrasında topyekun insanlığın ve doğanın hayrı için kullanmayı gerektirmektedir. Bu yönüyle “Türkiye’nin Maarifi”nin, güncel tartışmaların ötesinde bu büyük ihtiyaçtan ve büyük Türkiye’nin yeniden inşası ihtiyacından doğduğu söylenebilir. Artık küreselleşmiş ve karşılıklı bağımlılığı derinleşmiş bir dünyada yaşıyoruz. Dünyanın bir ucunda aksayan, yanlış giden bir olgu diğer ucunu, en sonunda hepimizi etkilemektedir. Bir ülkenin ekonomik, sosyal, kültürel, siyasal veya- Kovid-19 pandemisinin de açıkça gösterdiği gibi- sağlık sorunlarının, zamanla tüm insanları etkilediği küresel bir köyün sakinleriyiz. İnsanlığın kaderi birbirine bağlıdır. Eğitimsizlik veya ulusal düşmanlığı besleyen dışlayıcı pedagoji bu sorunların temelinde yatmaktadır. En tehlikelisi de -Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) gibi- eğitim faaliyetini gizli gündemleri ve ajandaları örtmek için paravan olarak kullanmaktır. Türkiye eğitimi süreçlerinin insani tekamül için değil de bazı gizli siyasi amaçlar için nasıl kullanıldığını 15 Temmuz 2016 gecesinde yaşadığı ve toplumsal hafızamızda ağır bir travma meydana getiren ve 251 masumun şehit edildiği o meşum olayla öğrendi. Bugün dünyanın dört bir tarafında açılan Maarif Okulları; uluslararası geçerlilikte ve kalitede, yerel ve uluslararası akreditasyon standartlarını haiz müfredat programlarıyla eğitim-öğretim faaliyetlerini sürdürürken, okullarımızın tamamında büyük hassasiyetle yürütülen Türkçe dil eğitim programlarıyla Türkçemizin dünyada yaygınlaşmasına da hizmet etmektedir. Bu yönüyle Türkiye Maarif Vakfı, misyonunu yalnızca FETÖ’ye karşı mücadeleyle sınırlı tutmamakta, çok daha geniş bir eğitim vizyonuyla “Büyük Türkiye” için çalışmaktadır. Hiç kuşkusuz, yurt dışında Türkiye örgün eğitim faaliyetleri yürütmekle yetkili tek kuruluş olan Maarif Vakfı, gizli ajandaları için “Türk okulları” markasının ve Türk bayrağının paravan olarak kullanılmasını önlemede önemli bir misyon yüklenmiştir. TMV’nin çalışmaları bu yönüyle ülkemizin ve insanlığın karşı karşıya kaldığı önemli bir tehlikeyi bertaraf etmeye yöneliktir. Beş yıl gibi kısa bir sürede bu konuda büyük başarı elde edilmiştir ve eğitimde Türk markasının Maarif vasıtasıyla tüm dünyada yaygınlaşmasıyla birlikte ülkemizin yanlış kimseler ve yapılar eliyle temsil edilmesi artık mümkün olamayacaktır. FETÖ Konusunda Ülkelerin Tavırları Vakfımız, faaliyet gösterdiği 19 ülkede FETÖ iltisaklı 216 okulu devralmıştır. Geriye kalan okulların çoğu kapatılma, millileştirme veya üçüncü taraflara devir yoluyla örgütün kontrolünden çıkmış durumdadır. Bazıları da isim ve sahip değiştirerek başka ülkelerin bayrağını çekmiş ve Türk okulu olmaktan çıkmışlardır. Kapatılmasalar dahi insanlar çocuklarını bu okullardan almakta, nihayetinde öğrencisizlikten veya finansal sorunlardan dolayı pek çok yerde bu okullar giderek küçülmektedir. Geçmiş yıllarda FETÖ, Türkiye ile ilişkilendirildiği için birçok ülkede Türkiye’nin pozitif imajından faydalanarak kendisine alan açmış ve büyümüştür. Fakat artık faaliyette bulundukları ülkelerin resmi makamları, Türkiye ile yani neşet ettiği kendi ülkesi ve halkıyla kavgalı olan ve demokratik yolla seçilmiş bir iktidarı silah kullanarak devirmeye çalışan bir örgütün gerçek yüzünü gördüğü için desteğini çekmekte ve gerekli önleyici adımları atmaktadır. Bütün bunlar Türk diplomasisinin yaptığı etkin çalışmaların ve Maarif Vakfı’nın kurulmasının bir sonucudur. Maarif Vakfı olarak, devir yoluyla okul işletmenin dışında 24 ülkede 126 yeni okul açılmıştır. Ayrıca dünyadaki Türk diasporasının çocuklarının anadilleri Türkçeyi öğrenmeleri ve kültür aidiyetlerinin güçlendirilmesi için de farklı ülkelerde 14 eğitim merkezi açılmıştır. Toplamda 44 ülkede 41 yurt, 357 eğitim kurumu işletip ve 43 bin civarındaki öğrenciye eğitim-öğretim hizmeti vererek Türkiye’nin dünyaya açılan küresel bir eğitim markası haline gelen Türkiye Maarif Vakfı, ülkemizin mirasçısı olduğu medeniyetin temsilcisi olma misyonunu başarıyla ifa etmektedir. Maarif Vakfı Ne Yapıyor? -Uluslararası standartlarda kaliteli bir eğitim vererek Türkiye adına şeffaf, güvenli ve kapsayıcı eğitim faaliyetleri sunuyor. -İlmini ve irfanını insanlığın barış ve huzuru için kullanacak iyi insanlar yetiştiriyor. -Dost ülkelerin çocuklarına, kendi kültür ve değerlerini özümsetecek bir eğitim vererek onları Anadolu’nun kadim insani birikimiyle buluşturuyor. -Güzel Türkçemizi, geliştirdiği MEB onaylı “Yabancılara Türkçe Öğretim Müfredatı” vasıtasıyla 44 ülkede en az B2 düzeyinde Türkçe öğretiyor. -Dost ve kardeş halkların zeki ve yetenekli gençlerini Batı ülkelerine iş gücü olarak transfer etmek yerine, Türkiye’deki üniversitelerde okumalarını ve sonrasında kendi ülkelerinde çalışmalarını teşvik ederek o ülkelerin kalkınmalarına yardımcı oluyor. ...
Türkiye Maarif Vakfı Başkanı Prof. Dr. Birol Akgün, Vakfın 5 yıllık faaliyetlerini, projelerini ve gelecek vizyonunu AA muhabirine anlattı. Vakfın, kamusal sorumluluk taşıma bilinciyle Türkiye Cumhuriyeti adına her türlü eğitim hizmeti vermek için kurulduğunu belirten Akgün, amaçlarının insanlığın ortak değerleri temelinde yurt dışında eğitim hizmetleri vermek ve iyi insanlar yetiştirmek olduğunu söyledi. Maarif Vakfının hazırladığı stratejik planlarda misyon ve vizyon ifadelerini özellikle vurguladıklarını kaydeden Akgün, “BM'nin 2030 vizyonunda da dile getirilen ‘okul çağına gelen her bir çocuğun kaliteli ve nitelikli eğitim alma’ evrensel hedefine de hizmet eden, bu anlamda özellikle gelişmekte olan ülkelerin sürdürülebilir kalkınma amaçlarına katkı sağlayan bir işlev görüyoruz.” dedi. Akgün, müfredatı 5 temel esas üzerine inşa ettiklerini, bu kapsamda öğrencilere mutlaka modern fen eğitimi verilmesi gerektiğini belirtti. Fizik, kimya ve biyoloji alanındaki güncel verilerin öğrencilere aktarılması ve iyi bir sosyal bilimler perspektifi kazandırılması gerektiğine dikkati çeken Akgün, “Kritik ve analitik zihin kazandırmak çok önem kazanıyor. Teknolojiye de uyumlu olmaları gerekiyor. Çünkü geleceğin dünyası dijital bir dünya. Bundan uzak kalamayız, yakalamak zorundayız.” diye konuştu. Akgün, öncelikle ilgili ülkenin dili ve müfredatını esas alarak eğitim yaptıklarını kaydetti. Ülkenin anadilini çok iyi öğrettiklerine değinen Akgün, “Türkçeyi çok iyi şekilde öğretmeye çalışıyoruz. Çünkü bu bizim misyonumuz. Biz bu ülkenin vatandaşının ödemiş olduğu vergilerle eğitim hizmetlerini veriyorsak, Türkiye’nin kültürünün medeniyetinin taşıyıcısı olan Türkçemizi dünyaya uygun şekilde ve en güzel şekilde vermemiz lazım.” ifadelerini kullandı. Türkçe Öğretim Müfredatı Oluşturuldu Akgün, Türkçe öğretimine ilişkin ciddi çalışma sürdürdüklerini ve Türkçe öğretim birimi kurduklarını bildirdi. İlk defa, kademeli olarak anaokulundan lise sona kadar bütün sınıflarda “Nasıl bir Türkçe eğitimi” vereceklerinin müfredatını oluşturduklarını dile getiren Akgün, şöyle devam etti: “Bunun kaynakları, materyalleri, ders kitapları, görsel malzemeleri hazırlanıyor. Kendi alanında gerçekten ilktir. Bu müfredat, şu anda Türkiye adına yurt dışında Türkçeden profesyonel olarak standardize edilerek öğretilmesi konusunda Talim Terbiye Kurulundan, Milli Eğitim Bakanlığından onay almış tek müfredattır. Bu anlamda önemli bir katkı da yaptığımızı düşünüyorum. Bu manada 3. dil uluslararası bir dil olmalı. Her ülkenin önceliklerine göre bazı coğrafyalarda Fransızca, bazılarında İngilizce, Almanca, İspanyolca, Arapça veya Çince olabiliyor. Bunların hepsine açığız. Eğitim müfredatımızın son sütunu, çocukların fiziki ve sosyal çevreye duyarlı olarak yetişmeleridir. Onlar kadar önemli olan bir şey daha var. O da çocukların kendi içinde yaşadıkları toplumun temel kültürel değerlerini, geleneklerini mutlaka öğrenmeleri lazım.” Akgün, kuruluşunun üzerinden 5 yıl geçen vakfın faaliyetlerin profesyonelce yürütülmesinin zorunlu olduğunu söyledi. Uluslararası şirketlerin ve kamu kurumlarının vizyonunu belirleyenin stratejik planları olduğuna dikkati çeken Akgün, Vakfın ilk planını 2017-2018-2019 için yaptıklarını, 2023’e giderken küresel anlamda Türkiye menşeli güvenilir bir eğitim kurumunun en çok önem vermesi gerekenin kalite ve başarı olduğunu vurguladı. Başkan Akgün, 2020-2023 Stratejik Planı temelini kalite odaklı hazırladıklarını anlatarak, “Bu plan sonunda artık küresel anlamda son derece rekabetçi, sürdürülebilir, kaliteden ödün vermeyen bir eğitim kurumu olma hedefimizi gerçekleştirmeyi umuyoruz.” dedi. FETÖ Okullarının Devralınması Prof. Dr. Birol Akgün, Vakfın kuruluş aşamasında kurumsallaşma ile sahada beklentileri yerine getirme gibi 2 büyük sınamayla karşı karşıya kaldığını söyledi. Eylül 2016’daki atamanın 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrasındaki zor bir döneme denk geldiğini dile getiren Akgün, “Vakıf kanunu darbe girişiminden önce çıkmıştı. Darbe girişimi sonrası fiilen bizim yetkili organlarımız oluştuğu için, o süreçte malum FETÖ’nün Türkiye’deki bütün eğitim kurumları devletleştirildi. Onun bir de uluslararası ayağı vardı. Oralardaki okulların da Türkiye’nin denetimine alınması konusunda bizim Dışişleri Bakanlığı vasıtasıyla ilgili ülkelerle temaslarımız oldu. Bu anlamda Eylül ayında, çok yeni kurulmuşken pek çok dosyayı kucağımızda bulduk. Bir taraftan yeni oluşan bir yapı var, bir taraftan bu okulların Türkiye’ye devrini sağlama konusunda çalışmalar yapmak zorundaydık. Bu konuda gerçekten Vakfımız çalışanları büyük bir fedakarlıkla çalıştığını söylemek isterim.” diye konuştu. Akgün, bu okulların geleceğine dair ülkelerle konuşulduğunda farklı yaklaşımlarla karşılaştıklarını, ülkelerin bir kısmının “Ülke için tehdit oluşturuyorsa kapatalım” yolunu tercih ettiğini belirtti. Bir kısmının da Türkiye örneğinden yola çıkarak devletleştirdiğini kaydeden Akgün, “Bir kısmı kendilerinin güvenebileceği vakıf, dernek veya şirketlere devri konusunda aksiyon aldı. Bir kısmında ‘Madem bu okullar Türk insanının yaptığı yardımlarla oluşturuldu, bunların yine Türkiye’nin gösterdiği bir kuruma devredilmesi gerekir’ konusunda mutabık kaldık. Şu ana kadar 19 ülkede, bu şekilde doğrudan bize devretmeyi kabul eden 220 civarında okulu aldık ve işletiyoruz.” değerlendirmesinde bulundu. “COVID-19 sürecinde eğitim devam etti” Akgün, yeni tip koronavirüs (COVID-19) sürecinde hiçbir okulu kapatmadıklarını ve eğitime ara vermediklerini ifade etti. Bütün teknolojik imkanlarla kesintisiz eğitimi veren ender kuruluşlardan birisi olduklarını belirten Akgün, olumsuz şartlara rağmen eğitimde genişleme yaşadıklarını bildirdi. Bugün itibarıyla 45 ülkede ve 350 eğitim kurumunda yaklaşık 43 bin öğrenciye ulaştıklarını vurgulayan Akgün, “Bunlar, K12 düzeyindeki okullarımızdır. Yani anaokulundan lise sona kadar olan kısımlardır. Sadece bir ülkede, Arnavutluk’ta üniversitemiz var. Geri kalanı tamamen ilk ve ortaöğretim kesimlerden oluşmaktadır. Coğrafi olarak Balkanlar’dan Asya’ya kadar Afrika’dan Orta Doğu’ya kadar çok geniş bir coğrafyada hizmet veriyoruz. Bu Türkiye adına büyük bir imkan, tecrübe ve kazanımdır.” ifadelerini kullandı. Akgün, son dönemde önem verdikleri alanlardan birinin Kafkasya’dan Orta Asya’ya uzanan, gönül coğrafyası olduğunu söyledi. Bu coğrafyanın, malum yapının özellikle 1990 sonrasında ilk girdiği ve nüfuz ettiği alanlar olduğuna dikkati çeken Akgün, şöyle devam etti: “Bizim tarihi, kültürel, dini ve pek çok anlamda ortak kültürel değerlerimiz var. Coğrafya ve demografi buna çok müsait. Türkiye’den gelen herkese saygı ve sevgiyle bakıyorlar. Biz de bu anlamda bu coğrafyada okul açmaya çalışıyoruz. Geçmişte yaşanan birtakım sıkıntılar var. Onu anlamak lazım. Onun için daha dikkatli gitmeye çalışıyoruz. Bu çerçevede Orta Asya’da ilk okulumuzu Kırgızistan’da, Bişkek’te açtık. Şu anda okulumuz açık. Eylül ayından itibaren resmi olarak eğitim vermeye başlıyor. Azerbaycan ile bu anlamda ilişkilerimizde, aslında son birkaç yıldır konuştuğumuz görüştüğümüz konulardır. Devlet kurumu olarak başka bir ülkede faaliyete başlayabilmeniz için uluslararası belgeye ihtiyaç duyarsınız. Şirket açar gibi açamıyorsunuz. Bu da siyasi süreçlere tabi. Bazen 1, bazen 2 yıl sürebilen uzun müzakereler yapılabiliyor. Azerbaycan ile yürüttüğümüz müzakereleri bitirdik. Bir ay önce anlaşmamızı imzaladık. Bina, donanım, tefrişat işlerimiz var. Onları bitirebilirsek Eylül ayında Bakü’de de okul açmaya çalışacağız. Bunun dışındaki diğer coğrafyalarda da aynı şekilde görüşmelerimiz ve temaslarımız devam ediyor.” Akgün, geçen sene Libya’da okul açmak için yaptıkları görüşmeleri güvenlik ve pandemi nedeniyle durdurmak zorunda kaldıklarını belirtti. Okulların yeniden açılmasıyla buna tekrar başlayacaklarını dile getiren Akgün, pek çok ülkede önceliklerinin oradaki ülke vatandaşlarına eğitim olduğunu kaydetti. Diploma denkliği açısından ülkelerin kendi müfredatının uygulanmasının önemine işaret eden Akgün, şunları kaydetti: “Yerli müfredata ilave olarak uluslararası akreditasyon sağlayan kurumlarla ilişkiler bakımından bizim okullarımız örnek çalışması yapabiliyor. Bu çok önemli bir şey. Bu, hepimiz için bir kazanımdır. Uluslararası alanda çok farklı eğitim modelleri ve gelenekleri var. Bunların öğrenilmesi ve Türkiye'den giden öğretmenler tarafından bunların da tecrübe edilmesi Türkiye’ye dönük de bir tecrübedir. Hiç ummadığınız ülkelerde eğitimin rutinleri ve pratikleri konusunda çok güzel örnekler var. Örnekleri hem Türkiye’den hem de dünyadan her yıl topluyoruz, kendi öğretmenlerimizi eğitiyoruz. Bu modelleri yazılı olarak da belgeliyoruz. Dokümante edip kendi okullarımıza dağıtıyoruz. Bu bir zenginleşme.” Akgün, öğretmenlerin sınıf içerisindeki pratiklerinden vizyon, müfredat ve pedagojik olarak geliştirilmesi için School Improvement Programı’nı kullandıklarını dile getirdi. “Temel amacımız ‘Maarif Akreditasyon Sistemi’ kurmak” Akgün, pandemi döneminde herkesin mecburen dijital eğitime yöneldiğini belirtti. Dünyada dijital eğitimde kullanılan bütün programları inceledikleri ifade eden Akgün, “Afganistan’da, bizdeki EBA TV gibi bir altyapıları yok. Teknolojileri de yeterli değil. Kendilerinin talebiyle ki Afganistan'da geniş bir ağımız var. 6 bin civarında öğrencimiz var. 5-6 büyük şehrin hepsinde okullarımız var. Kendi ülkelerindeki EBA programlarını biz ürettik. 3 bin ders videosu çektik ve her gün Maarif Vakfının da logosuyla birlikte televizyonlardan yayımlandı. Afrika’da da güzel örnekleri bulmak mümkün.” dedi. Vakfın kuruluşundan bu yana kurumsallaşma, kalite konusunda gayret ve fedakarlıkla çalıştıklarını dile getiren Akgün, “Bize destek veren Cumhurbaşkanımız, Dışişleri ve Milli Eğitim Bakanlıklarımıza, tüm kamu kurumlarına ve sivil toplum kuruluşlarımıza teşekkür ediyorum. Maarif Vakfı, artık kendi rüştünü ispat etmiş bir eğitim markası ve kurumudur. Bundan sonra önemli olan kalite çerçevesinde uluslararası alanda etkinliğimizi ve görünürlüğümüzü artırmaktır. Üzerine çalıştığımız esas şey ve gelecek birkaç yıldaki temel amacımız ‘Maarif Akreditasyon Sistemi’ kurmak. IMP dediğimiz programı. Geliştiriyoruz, belli aşamaya geldi. Pilot çalışmalarını yapıyoruz.” şeklinde konuştu....