Türkiye Maarif Vakfı, faaliyet yürüttüğü ülkelere Peru’yu da ekleyerek Latin Amerika’daki varlığını genişletti. Vakıf, bu kapsamda Peru’nun ve Latin Amerika’nın en eski yükseköğretim kurumu olan Universidad Nacional Mayor de San Marcos ile iş birliği anlaşması imzaladı. Türkiye’nin Lima Büyükelçisi Serra Kaleli’nin de katıldığı tören, üniversitenin yaklaşık 475 yıl önce eğitim faaliyetlerine başladığı tarihî binada düzenlendi. Bu yönüyle program sembolik bir anlam da taşıdı.Törende imzalar, San Marcos Üniversitesi Rektörü Dr. Jeri Gloria Ramón Ruffner de Vega ile Türkiye Maarif Vakfı Türkiye Araştırmaları Merkezleri Koordinatörü Doç. Dr. Öner Buçukcu tarafından atıldı. Taraflar, Türkiye ile Peru arasında akademik ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesine yönelik ortak iradelerini vurguladı. Anlaşma kapsamında kurulacak Türkiye Araştırmaları Merkezi bünyesinde çeşitli akademik faaliyetlerin yürütülmesi, ortak yayın çalışmalarının gerçekleştirilmesi ve ilk etapta Türkiye’ye ilişkin özel derslerin müfredata dahil edilmesi planlanıyor. İlerleyen dönemde ise çalışmaların lisans, yüksek lisans ve doktora düzeyindeki dersler ile akademik faaliyetleri kapsayacak şekilde genişletilmesi öngörülüyor.Dünya genelinde 12 ülkede faaliyet gösteren Maarif Türkiye Araştırmaları Merkezleri, bulundukları ülkeler ile Türkiye arasındaki akademik, kültürel ve eğitim odaklı iş birliklerinin geliştirilmesine katkı sağlıyor. Merkezler; Türk tarihi, kültürü, siyaseti ve ekonomisi alanlarında dersler, akademik çalışmalar, ortak yayınlar, seminerler ve kültürel programlar düzenleyerek Türkiye’ye ilişkin bilgi üretiminin yaygınlaşmasına katkı sunuyor. Peru’da kurulacak merkez, bu ağın yeni halkası olacak....
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, aralarında Fetullahçı Terör Örgütünün Pakistan'daki yapılanması hakkında 2007 yılında kitap yazan Ebu Lübabe Şah Mansur'un da yer aldığı Pakistanlı basın mensuplarını makamında kabul etti. Heyete, Türkiye Maarif Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Birol Akgün ve Yönetim Kurulu Başkan Vekili Dr. Hasan Yavuz eşlik etti. Mevlid Kandili'nde Pakistan'ı ziyaret ettiğini hatırlatan Görmez, Türkiye ile Pakistan halklarının, aralarında çok yüksek bir sevgi ve muhabbet bulunan, birbirlerine gönülden bağlı iki millet olduğunu söyledi. Görmez, Türkiye ile Pakistan'ı "kardeş olmanın ötesinde ikiz kardeş" olarak nitelendirdi. Pakistanlı İslam alimi Muhammed İkbal'in, dünyaya bakışında en çok beslendiği alimlerden biri olduğunu vurgulayan Görmez, Mevlana'yı ve onun felsefesini sadece Pakistan'a değil aynı zamanda Batı'ya da taşıdığını kaydetti. "Allah'ın kitaptaki ayetleri ile kainattaki ayetleri ayıramazsınız" Diyanet İşleri Başkanlığının tarihi ve yapısı hakkında heyeti bilgilendiren Görmez, şöyle konuştu: "Bizim ilim tarihimizde çok ciddi bir kırılma noktası vardır. O da ilmi bilginin 'dini' ve 'dini olmayan' diye birbirinden ayrılmasıdır. Pakistanlı kardeşlerimizle medrese hocalarıyla oturup konuşacağımız en önemli konu budur. Kuran-ı Kerim'in bilgiyle ilimle ilgili ayetlerine baktığımızda bu ayrım Kuran'a aykırıdır. Çünkü İslam'a göre, bir Kuran'ın ayetleri bir de kainatın ayetleri var. Allah'ın kitaptaki ayetleri ile kainattaki ayetlerini birbirinden ayıramazsınız. Dolayısıyla matematik ne kadar dini bir ilimse, tefsir o kadar dini bir ilimdir. Bizim kadim medreselerimizde tefsir, fıkıh, usul hiçbir zaman fizikten, kimyadan, matematikten, astronomiden ayrılmadı." "İçtihatsız cihad olmaz" Kendisinin kabul ettiği felsefenin makam odasındaki levhada yazılı olduğunu belirten Görmez, levhadaki Arapça hattı şöyle tercüme etti: "Kalbin semasına doğan ilk ışık hikmet yıldızıdır, sonra ilim ayıdır, sonra marifet güneşidir. Hikmet yıldızının ışığında eşyanın hakikati müşahede edilir. İlim ayının ışığında mana alemi müşahede edilir. Marifet güneşinin ışığında ise Allah Tealayı müşahade edersiniz." Bu sözün Kanuni Sultan Süleyman zamanında Çankırı'da adına yapılan caminin kubbesine nakşedildiğini aktaran Görmez, "Bir alim, bir arif, bir de hakim var. İlmin sahibine alim, hikmetin sahibine hakim, marifetin sahibine de arif diyoruz. Bu üçü birbirinden ayrıldığı zaman biz bütünü kaybediyoruz. Maarif Vakfı inşallah bu bilgiyi bir bütün olarak Pakistan'a getirecek. Siz de biz de yardımcı olacağız. Pakistan'da hikmet de marifet de ilim de var. Fakat ayrı ayrı duruyor. Bunları birleştirmek gerekiyor. Burada da bir usule muhtacız." şeklinde konuştu. Muhammed İkbal'in "İslam bir yoldur, durak veya menzil değildir" sözüne atıfta bulunan Görmez, bu yolun sabiteleri ve değişenleri olduğunun altını çizdi. Hudutun değişmediğini, yolun sınırları olduğuna dikkati çeken Görmez, "Yolun içinde hareket değişmez, hareket halinde olmalısınız. İki hareket var. Biri cihat, biri içtihat ama cihat, DAEŞ'in yaptığı gibi adam öldürmek değil. Cihat, marufu, iyiliği egemen kılmak için yaptığınız her iştir. İçtihatsız cihat olmaz. Bizi yolda hedefe götüren işaretlere ayet diyoruz. Ayetler sadece kitapta yok aynı zamanda kainatta var. Bunları birbirinden ayıramazsınız." değerlendirmesinde bulundu. KAYNAK: ANADOLU AJANSI/ 13.04.2017 ...