Haberler
-
Temmuz 14, 2026 Türkiye Maarif Vakfı, 15 Temmuz’un 10. Yılında Şehitleri Andı
Türkiye Maarif Vakfı yönetimi ve çalışanları, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü’nün 10. yıl dönümü dolayısıyla Hafıza 15 Temmuz Müzesi’ni ziyaret etti. Programa Türkiye Maarif Vakfı Başkanı Mahmut M. Özdil’in yanı sıra Mütevelli Heyeti, Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu üyeleri, daire başkanları ile Vakıf personeli ve Maarif mezunları katıldı.Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında vatanı ve millî iradeyi korumak uğruna şehit olan vatandaşlar için dua edildi. Gazilerin gösterdiği fedakârlıklar da minnet ve şükranla yâd edildi.Başkan Özdil’den Millî Hafıza ve Sorumluluk VurgusuProgram kapsamında değerlendirmelerde bulunan Türkiye Maarif Vakfı Başkanı Mahmut M. Özdil, 15 Temmuz’un Türkiye’nin yakın tarihindeki en önemli dönüm noktalarından biri olduğunu belirtti. Ziyaretin taşıdığı anlamı vurgulayan Özdil, “Türkiye Maarif Vakfı olarak 15 Temmuz’un yıl dönümünde bulunabileceğimiz en anlamlı mekânlardan birinde, çok kıymetli insanlarla birlikteyiz.” dedi. Milletin kararlı duruşunun darbe girişiminin başarısızlığa uğramasındaki belirleyici rolüne dikkati çeken Özdil, “Darbe girişimi, halkımızın bunu kabul etmeyeceğini çok açık biçimde ortaya koyması sayesinde başarıya ulaşamadı. Bu süreç, Türkiye Maarif Vakfı açısından da farklı ve önemli bir sorumluluğu üstlenme zorunluluğunu beraberinde getirdi.” ifadelerini kullandı.Türkiye Maarif Vakfının eğitim faaliyetlerinin millî hafızanın güçlendirilmesindeki önemine değinen Özdil, şunları kaydetti: “Üniversite öğrenimlerine Türkiye’de devam etmeyi tercih eden kardeşlerimiz ile Türkiye Maarif Vakfı olarak devraldığımız okullarda eğitim gören; millî hafızanın, millî iradenin ve ülkesine sahip çıkmanın ne anlama geldiğini bilen çocuklarımız, 10. yılımızda 253 şehidimizin ruhu için 253 hatim indirdi. Bu hatimlerin duasını da Türkiye Maarif Vakfı mezunu bir kardeşimiz yapacak.”15 Temmuz Gecesine İlişkin Belgeler İncelendiAnma programının ardından Vakıf heyeti, müzedeki sergi alanlarını gezdi. Katılımcılar, 15 Temmuz gecesinde yaşananları kronolojik olarak aktaran bölümlerdeki belge, fotoğraf, video ve diğer materyalleri inceledi; direnişin sembolleşen olayları ve mekânları hakkında bilgi aldı.Şehitlerin hatıralarını yaşatan eserlerin de incelendiği ziyarette, dijital sergiler ve görsel anlatımlar aracılığıyla darbe girişiminin gelişimi ve milletin gösterdiği direniş katılımcılara ayrıntılı biçimde aktarıldı. Program, müze gezisinin ve hatıra fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi....
-
Haziran 22, 2026 Bişkek Maarif Öğrencileri ORT’de Altın Sertifika Almaya Hak Kazandı
Bişkek Maarif Eğitim Kompleksi öğrencileri Varvara Glinova ve Matvey Nizovskiy, Kırgızistan’da düzenlenen Ulusal Üniversiteye Giriş Sınavı’nda yüksek puan alarak Altın Sertifika almaya hak kazandı.Kırgızistan genelinde öğrencilerin yükseköğretime geçişinde belirleyici olan ORT’de Varvara Glinova 235, Matvey Nizovskiy ise 231 puan aldı. Elde ettikleri sonuçlarla sınavda en başarılı öğrenciler arasında yer alan Glinova ve Nizovskiy, ülkede sınırlı sayıda öğrenciye verilen Altın Sertifika ödülüne layık görüldü.Öğrencilerin başarısı, Bişkek Maarif Eğitim Kompleksi’nde memnuniyetle karşılandı. Başarının ardından öğrenciler için resmî ödül töreni düzenlenecek. Varvara Glinova ve Matvey Nizovskiy’in Altın Sertifikalarını, Kırgız Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sadyr Japarov’un katılımıyla gerçekleştirilecek törende alması bekleniyor.Altın Sertifika Nedir?Kırgızistan’da her yıl düzenlenen Ulusal Üniversiteye Giriş Sınavı’nda en yüksek başarıyı gösteren sınırlı sayıdaki öğrenciye Altın Sertifika veriliyor. Ülkenin prestijli akademik başarı belgeleri arasında kabul edilen Altın Sertifika, öğrencilere devlet bursuyla Kırgızistan’daki üniversitelere sınavsız yerleşme hakkı sağlıyor....
-
Haziran 19, 2026 Tunus Maarif Okullarında "Uluslararası Kültür Günü" Etkinliği Düzenlendi
Tunus Uluslararası Maarif Okullarında farklı ülkelerin kültürlerinin, geleneklerinin ve mutfaklarının tanıtıldığı "Uluslararası Kültür Günü" etkinliği gerçekleştirildi. Tunus Uluslararası Maarif Okullarının başkent Tunus'taki kampüsünde düzenlenen etkinliğe Türkiye'nin Tunus Büyükelçisi Ahmet Misbah Demircan, diplomatik misyon temsilcileri, öğrenciler, veliler ve davetliler katıldı. Etkinlik kapsamında farklı ülkeleri temsil eden stantlarda geleneksel kıyafetler, el sanatları ve yöresel yemekler sergilenirken, öğrenciler çeşitli müzik ve sahne gösterileri sundu. Katılımcılar, ülkelerin kültürel mirasları hakkında bilgi edinme fırsatı buldu. Türkiye'nin Tunus Büyükelçisi Ahmet Misbah Demircan, etkinlikte yaptığı açıklamada, kültürün yemeklerden mimariye, estetik anlayıştan misafirperverliğe kadar toplumları şekillendiren temel değerleri kapsadığını ve toplumları tanıtan en önemli unsurlardan biri olduğunu söyledi. Maarif Okullarının yalnızca eğitim veren kurumlar olmadığını vurgulayan Demircan, "Maarif, Türkiye'nin yurt dışındaki köklü kültürel birikimini genç nesillere aktarmada en doğru kanallarımızdan biridir." dedi. Kültürel faaliyetlerin iki ülke arasındaki ortak değerleri ortaya çıkarması ve toplumları birbirine yakınlaştırması bakımından önem taşıdığını kaydeden Demircan, bu sayede öğrencilerin Türkiye'ye gitmeden Türkiye'yi daha yakından tanıma fırsatı bulduğunu, buradaki öğrencilerin de Tunus'u daha iyi tanıdığını ifade etti. Kültürler Arası Etkileşim ve Eğitim VizyonuTMV Tunus Temsilcisi İbrahim Sert ise eğitim faaliyetlerinin yanı sıra Türkiye ile Tunus arasındaki dostluk ve kültürel bağların güçlenmesine katkı sunmayı hedeflediklerini belirtti.Uluslararası katılımla gerçekleştirilen kültür festivalinin öğrencilerin akademik gelişimlerinin yanı sıra farklı kültürlerle bir arada yaşamayı, paylaşmayı ve karşılıklı etkileşimi öğrenmelerine katkı sağladığını dile getiren Sert, "Öğrencilerimizin hem kendi kimliklerine sahip çıkan hem de farklı kültürlere açık bireyler olarak yetişmelerini hedefliyoruz." ifadelerini kullandı. Sert, farklı ülkelerden katılımcıları bir araya getiren bu etkinliğin kültürler arası diyaloğun güçlendirilmesine katkı sunduğunu ve öğrencilerin evrensel değerlere temas etmelerine imkân sağladığını sözlerine ekledi. ...
-
Haziran 17, 2026 Kuruluş Kanununun 10. Yılında Maarif: Küresel Bir Başarı Hikâyesi
Türkiye Maarif Vakfını kuran 6721 sayılı Kanun’un 17 Haziran 2016’da TBMM tarafından kabulünün üzerinden 10 yıl geçti. Türkiye Maarif Vakfı Başkanı Mahmut M. Özdil, Anadolu Ajansına yaptığı açıklamada, Türkiye Maarif Vakfı Kanunu’nun 17 Haziran 2016’da Türkiye Büyük Millet Meclisinde bütün siyasi partilerin katılımıyla kabul edildiğini, 28 Haziran 2016’da da Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiğini hatırlattı.6 kıtada, 66 ülkede 75 bini aşkın öğrenciyi geleceğe hazırlayan Vakıf, kuruluşuna temel teşkil eden kanunun kabulünden bu yana “Geleceği İnşa Eden 10 Yıl” vurgusuyla Türkiye’nin küresel alandaki en güçlü eğitim ve kültür odaklarından biri haline geldi. On yıllık süreçte okul öncesinden yükseköğretime, bilim festivallerinden spor organizasyonlarına kadar çok boyutlu bir yapı inşa eden Vakıf, eğitime ilişkin önemli konuların tartışıldığı İstanbul Eğitim Zirvesi ile dünya çapında gündem belirleyebilen bir eğitim markası oldu.“Geleceği İnşa Eden 10 Yıl”Vakfın ilk 10 yılını “geleceği inşa eden 10 yıl” olarak adlandırdıklarını dile getiren Özdil, iyi yetişmiş nesillerin gelecek açısından önemine dikkati çekti. Özdil, okullarda kendisinin ve ülkesinin ne olduğunu bilen, kendi köklerinden kopmamış çocuklar yetiştirmeye gayret ettiklerini vurgulayarak, “10 yıldır iyi insanların yeşerdiği bir zemin oluşturabilmek için gayret ettik. Bugün itibarıyla da bunların filizlenmeye başladığını gördüğümüz bir aşamadayız. Dolayısıyla da hem çok memnunuz ama hem de büyük sorumluluk taşıdığımızın, bu sorumluluğun bitmediğinin farkındayız.” değerlendirmesinde bulundu.Türkiye’nin uluslararası eğitim vizyonunu üstlenen Türkiye Maarif Vakfı, bugün dünya genelinde 524 okul, 2 üniversite, 16 eğitim merkezi, 57 öğrenci yurdu ve 12 Türkiye Araştırmaları Merkezi ile faaliyet gösteriyor. FETÖ ile mücadelede önemli bir role sahip olan Vakıf; Afganistan’dan Pakistan’a, Somali’den Tunus ve Venezuela’ya kadar 23 ülkedeki okulları ve 1 üniversiteyi FETÖ’den devralarak yeniden yapılandırdı. Eş zamanlı olarak dünyadaki stratejik bölgelerde ve Türk diasporasının ihtiyaç duyduğu coğrafyalarda 245 yeni okul ve 1 üniversiteye sahip olan Vakıf, faaliyet gösterdiği ülke sayısını 3’e katladı; küresel varlığını kökleştirdi. Vakıf okullarına yönelik ilginin temelinde güven ilişkisinin bulunduğunu belirten Özdil, insanların kendilerine en kıymetli varlıkları olan çocuklarını emanet ettiklerini söyledi. Özdil, “Diyorsunuz ki ‘Sizin ülkenizin geleceğini bu okullarda yetişen çocuklar eline alacak.’ Bunun bir güven inşasıyla olması gerekir. Oralarda harcadığımız emeğe de hiç yanmıyoruz. Ne gerekiyorsa, nasıl ikna etmemiz gerekiyorsa, kendimizi nasıl ifade etmemiz gerekiyorsa, sabırla, ilmek ilmek örerek çalışıyoruz. Türkiye Maarif Vakfı, bugün dünyada büyük teveccüh gören bir kurum. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki okulumuz, bekleme listesi var önünde, orada da insanlar çocuklarını Türkiye Maarif Vakfı okullarına vermek istiyor. Avustralya’da da benzer bir durumla karşı karşıyayız. Afrika ülkelerinde de aynı şekilde.” diye konuştu.Maarif Okullarında Çok Dilli ve Çok Yönlü EğitimMaarifin on yıllık başarısının temelinde, yerel değerlere saygılı ancak uluslararası standartlara açık özgün bir eğitim yaklaşımı yer alıyor. Faaliyet gösterdiği ülkelerin ulusal müfredatlarına tam uyum sağlayan Vakıf okulları, aynı zamanda ihtiyaç duyulan kademelerde Oxford, IB ve Cambridge gibi uluslararası programları da başarıyla uyguluyor. Vakıf tarafından K-12 düzeyinde geliştirilen “Uluslararası Maarif Eğitim Modeli” ise yapılandırmacı yaklaşımıyla öne çıkıyor. Bu modelle öğrencilerin sadece akademik sınavlarda değil, eleştirel düşünme, çok dillilik, teknoloji okuryazarlığı, sosyal beceriler ve estetik duyarlılık gibi alanlarda da donanımlı, dünya vatandaşı bireyler olarak yetişmesi hedefleniyor.Vakfın Türkiye Yüzyılı vizyonu çerçevesindeki rolüne de değinen Özdil, dünyada eğitim alanında yeni bir sesin yükselmesi ve bu modelin yaygınlaşması için çalıştıklarının altını çizdi.Sınıfları Aşan Vizyon: Bilim ve Kültür DiplomasisiEğitimi sadece dört duvarla sınırlı görmeyen Türkiye Maarif Vakfı; TEKNOFEST, İstanbul Eğitim Zirvesi, Afrika Bilim Festivali ve Afrika Maarif Spor Oyunları gibi dev organizasyonlarla küresel eğitim aktörlerini ve genç yetenekleri buluşturuyor. Fildişi Sahili’nde ilki düzenlenen Afrika Bilim Festivali, 27 Afrika ülkesindeki liseli gençlerin STEM alanlarına ilgisini artırırken, Mali’de başlayıp komşu ülkelerin katılımıyla 20 ülkeye ve binlerce sporcuya ulaşan Afrika Maarif Spor Oyunları, kültürlerarası dostluk bağlarını pekiştiriyor. Her yıl farklı bir vizyoner temayla düzenlenen İstanbul Eğitim Zirvesi ise küresel eğitim politikalarına yön veren uluslararası bir platform niteliği taşıyor.Maarif Mezunları Kültür Elçisi Oluyor“Geleceği İnşa Eden 10 Yıl”, aynı zamanda Türkiye’nin küresel ölçekteki kültürel diplomasi faaliyetlerinin ve insani bağlarının güçlendiği bir dönem oldu. Maarif okullarından mezun olduktan sonra yükseköğrenim için Türkiye’ye gelen 3 bini aşkın genç, ülkenin 68 farklı şehrinde ve 143 üniversitesinde eğitim görerek birer kültür elçisine dönüşüyor. Maarif Ajansı’nın sunduğu profesyonel rehberlik ve kariyer planlaması desteğiyle yönlerini çizen bu gençler, Vakfın geleceğe bıraktığı en değerli miras olarak değerlendiriliyor.İkinci on yılına güçlü bir kurumsal kapasite, nitelik ve sürdürülebilirlik vizyonuyla adım atan Türkiye Maarif Vakfı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın işaret ettiği “BM’ye üye tüm ülkelerde faaliyet gösterme” hedefi doğrultusunda, insanlığın ortak geleceğine değer katma kararlılığıyla küresel yürüyüşünü sürdürüyor.MEDYA YANSIMALARI▶️ TRT HABERYENİ ŞAFAK- 18 HAZİRAN 2026YENİ AKİT- 18-6-2026ANADOLU AJANSI24TV.COMGAZETEKAMU.COMKONHABER.COMMEMURLAR.NETHABERLER.COMAA INSTAGRAMHalime Kökçe- Star Köşe YazısıFOCUS PLUSHABERTURK.COM ▶️ TRT AVAZ- 18-06-2026AKŞAM ...
-
Haziran 15, 2026 Harar Maarif Okullarında Türkçe ve Türk Kültürü Esintileri
Türkiye Maarif Vakfı bünyesinde Etiyopya’da 7 yıldır eğitim öğretim faaliyetlerini sürdüren Harar Uluslararası Maarif Okulu, Harar bölgesindeki köklü tarihi bağların da etkisiyle Türkçeye ve Türk kültürüne olan ilgiyi canlı tutuyor. Şehrin tarihi dokusundan ve derin bağlarından beslenen Harar Maarif Okulu, anaokulundan liseye kadar toplam 641 öğrencisine yerel dillerin yanı sıra Türkçe ve İngilizce ile çok dilli eğitim imkânı sunuyor.Akademik derslerin yanı sıra sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlerle de öne çıkan Harar Maarif Okulu, öğrencilerini üniversite hayatına ve geleceğe çok yönlü bir şekilde hazırlıyor. Eğitim süreçlerine dair değerlendirmelerde bulunan Okul Müdürü Bayram Ali Kocakafa; Amharca, Afan Oromo ve Hararca gibi yerel dillerin yanında Türkçe ve İngilizce eğitim verdiklerini belirtti. Akademik çalışmaların geleneksel Türk okçuluğu, Türk yemekleri, Türkçe münazara, fotoğrafçılık ve görsel sanatlar gibi zengin kulüp faaliyetleriyle desteklendiğini ifade eden Kocakafa, ayrıca öğrencilerin Türkçeye olan yoğun ilgisinin ve dili kolaylıkla öğrenmelerinin arkasında Harar'ın sosyal yapısının yer aldığını vurgulayarak, bu uzak coğrafyada Türkçenin karşılık bulmasının eğitimciler için büyük bir motivasyon kaynağı olduğunu ifade etti.Kadim Bağların Merkezi: Harar’ın Osmanlı ve Türkiye İçin ÖnemiHarar, Doğu Afrika’da Osmanlı İmparatorluğu’nun ulaştığı en uç noktalardan biri olmasının yanı sıra Türkiye’nin Afrika kıtasıyla olan tarihi ve kültürel bağlarının en somut merkezlerinden birini teşkil ediyor. 19. yüzyılın sonlarında Osmanlı idaresine giren ve İslamiyet'in bölgedeki en önemli kalelerinden biri olan bu tarihi şehir, barındırdığı mimari eserler ve kültürel dokuyla köklü bir mirası günümüze taşıyor. ...
-
Haziran 11, 2026 Maarif Söyleşileri’nde “Modern Dünyanın Kökenleri” Tartışıldı
Türkiye Maarif Vakfı tarafından düzenlenen Maarif Söyleşileri’nin konuğu Prof. Dr. Şener Aktürk oldu. Aktürk, “Modern Dünyanın Kökenleri: Batı Avrupa’da Dinî Azınlıkların Yok Edilmesi” başlıklı söyleşide Batı Avrupa’nın tarihsel dönüşümünü, Batı merkezci bilgi üretimini ve dinî azınlıkların yok edilişine ilişkin tezlerini katılımcılarla paylaştı.Türkiye Maarif Vakfı tarafından düzenlenen Maarif Söyleşileri kapsamında Prof. Dr. Şener Aktürk, “Modern Dünyanın Kökenleri: Batı Avrupa’da Dinî Azınlıkların Yok Edilmesi” başlıklı söyleşiyle Vakıf merkezinde ağırlandı. Program, Türkiye Maarif Vakfı Başkanı Mahmut M. Özdil’in selamlama konuşmasıyla başladı. Prof. Dr. Aktürk’ün çalışmalarının Türkiye’de entelektüel gündemi belirleyen önemli metinler arasında yer aldığını ifade eden Özdil, söyleşinin konusunun yalnızca tarihsel bir tartışma olmadığını, aynı zamanda düşünce üretimi ve kurumların kendilerini konumlandırması bakımından da önemli bir zemin sunduğunu belirtti.Özdil, konuşmasında Prof. Dr. Aktürk’ün çalışmalarında “ilk soruyu doğru sorma” hassasiyetine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:“Eğer ilk soruyu doğru sormazsak, neye cevap aradığımızı ya da yapacağımız şeyi neye göre yapmamız gerektiğini doğru belirleyemeyiz. Ne kadar çalıştığımızın, nerelere ulaştığımızın bazen çok fazla bir anlamı olmayabilir. O ilk soruyu doğru sormak ve o sorunun cevabını ararken çaba göstermek çok önemli.” Açış konuşmasının ardından Prof. Dr. Şener Aktürk, Batı Avrupa’da dinî azınlıkların tarihsel süreçte yok edilişine ilişkin çalışmasının ana tezlerini katılımcılarla paylaştı. Aktürk, konuşmasına çalışmasının Batı merkezci bilgi üretimine yönelik bir itiraz niteliği taşıdığını belirterek başladı. Prof. Dr. Aktürk, “Batılı sosyal bilimcilerin tüm dünyayı çalıştığı; Batı dışı toplumlardaki sosyal bilimcilerin ise çoğu zaman sadece kendi toplumunu, şehrini, bölgesini çalışarak kendi ülkesi üzerine kendi dilinde ham veri ortaya koyduğu bir yapıdan söz ediyoruz. Bir bakıma kapitalist küresel ekonomik düzenin akademideki yansımasını görüyoruz.” dedi.Yok Edilen Cemaatler, Kurulan Modern DünyaAktürk, araştırma sorusunun kendisinin de çoğu zaman Batı merkezci bir çerçeveyle kurulduğunu belirterek, “Tipik bir Batı merkezci araştırma sorusu, Batılı örneklerle Batılı olmayan örnekler arasında Batı’nın daha iyi sonuca sahip olduğu bir konuyu ele alır. Böyle bir araştırma tasarımının verebileceği cevaplar da baştan sınırlandırılmış olur.” ifadelerini kullandı. Konuşmasında sosyal bilimlerde sorulmayan sorulara dikkat çeken Aktürk, çalışmasının merkezindeki temel soruyu şöyle özetledi:“Ampirik olarak soruyu tek cümlede özetlemek gerekirse: Neden Batı Avrupa’da Orta Çağ’dan bugüne kesintisiz devam edebilmiş Müslüman veya Yahudi ya da Hıristiyan olmayan bir cemaat yok? Türkiye’de çok meşhur olduğu üzere cami, kilise ve sinagog yan yana aktif bir şekilde devam ederken, neden Toledo’da, Lizbon’da, Paris’te, Palermo’da, Sicilya’da bu durum devam edemedi? Soykırım dahil nüfus mühendisliğinin tarihsel kökeni, aktörleri ve motivasyonu nedir?”Aktürk, güncel sosyal bilimlerde soykırım dahil nüfus mühendisliğinin çoğu zaman modernite ve modern ulus devletle ilişkilendirildiğini, kendi çalışmasının ise bu yaklaşıma itiraz ettiğini söyledi:“Güncel sosyal bilimler, soykırım dahil nüfus mühendisliğini modernitenin ve özellikle modern ulus devletin icat ettiği bir politika olarak görür. Benim çalışmamın en önemli kuramsal müdahalesi şudur: Hayır, soykırım dahil nüfus mühendisliği son bir iki yüzyılda modern ulus devletler, komünizm veya milliyetçilikle ortaya çıkmış değildir. En azından 1200’lü yıllarda, yani 13. yüzyılda bunun izlerini görüyoruz.”Batı Avrupa tarihinde papalığın ve ruhban sınıfının güçlenme sürecine dikkat çeken Aktürk, Gregoryen reformları sonrasında Batı Hristiyanlığının kurumsal yapısında önemli bir dönüşüm yaşandığını belirtti. Papalığın zamanla devletler üstü bir otoriteye dönüştüğünü kaydeden Aktürk, bu yapının Batı Avrupa’nın siyasal parçalanmışlığıyla birlikte dinî azınlıklar üzerinde belirleyici etkiler doğurduğunu ifade etti. Aktürk, papalığın Batı Avrupa’daki konumunu şu sözlerle değerlendirdi:“Böyle bir sınır ötesi, devletler üstü bir devlet ve her devletin içinde paralel devlet olarak organize olmuş bir yapıdan söz ediyoruz. Papalığın kendi tarifiyle dünyanın en eski kurumu olan bu yapı, beşikten mezara kadar Katolik bireyleri kayıt altına alan devasa bir istihbarat ve kontrol mekanizmasına sahipti. Gregoryen devrimlerinden itibaren bu güç daha da pekişti.”Konuşmasında dinî azınlıkların yok edilişini yalnızca dinî değil, aynı zamanda siyasi bir mücadele bağlamında ele alan Aktürk, papalık ile hükümdarlar arasındaki iktidar mücadelesinde Müslümanların ve Yahudilerin çoğu zaman hükümdarların yanında konumlandığını ifade etti. Aktürk’e göre papalık ve ruhban sınıfı, bu toplulukları yok ederek hükümdarların önemli güç kaynaklarından birini ortadan kaldırmış oldu.Aktürk, Batı Avrupa’daki siyasal parçalanmışlığın da papalığın hareket alanını genişlettiğini vurgulayarak şunları söyledi:“Batı Avrupa’nın 1500 yıldır bölünmüş olması, Papa’nın farklı hükümdarları, hanedanları ve devletleri birbirine karşı kullanabilmesini sağladı. Eğer Osmanlı, Roma veya Babür tarzı bütün Batı Avrupa’yı birleştirmiş güçlü bir imparatorluk olsaydı, Papa’ya karşı çıkabilir; onu hapsedebilir ya da tamamen imparatorun emrinde bir din adamına dönüştürebilirdi. Fakat Batı’da bu olmadı. Kendi devleti, toprağı, hukuku, ordusu ve kadroları olan bir papalık devleti; devletler üstü bir devlet ve devletler içinde paralel bir devlet olarak devam edebildi.”Prof. Dr. Şener Aktürk’ün tarihsel örnekler, kavramsal tartışmalar ve karşılaştırmalı analizlerle zenginleştirdiği sunumu, Batı Avrupa tarihine ilişkin yerleşik kabulleri yeniden tartışmaya açtı. Programda, modern dünyanın kökenlerine dair yaygın anlatıların hangi sorular üzerinden kurulduğu ve hangi soruları dışarıda bıraktığı üzerine kapsamlı bir değerlendirme yapıldı....
-
Haziran 08, 2026 Türkiye Maarif Vakfı, Sıfır Atık Festivali’nde İlgi Odağı Oldu
Kaynakların verimli kullanılması, israfın önlenmesi ve çevre bilincinin yaygınlaştırılmasını hedefleyen sıfır atık vizyonu, küresel ölçekte sürdürülebilir bir gelecek için önemli bir yaklaşım olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin BM nezdinde öncülüğünü yaptığı bu vizyon doğrultusunda düzenlenen Sıfır Atık Festivali, farklı kurum ve kuruluşları bir araya getirerek çevre dostu uygulamaların tanıtılmasına imkân sundu.Türkiye Maarif Vakfı, 4-7 Haziran tarihleri arasında Sıfır Atık Vakfı tarafından Atatürk Havalimanı’nda düzenlenen Sıfır Atık Festivali’ne katılım sağlayarak uluslararası eğitim faaliyetlerini ve çevre alanındaki çalışmalarını ziyaretçilerle buluşturdu. Festival alanında kurduğu stant ile yoğun ilgi gören Vakıf, farklı ülkelerde eğitim gören Maarif öğrencilerinin sıfır atık kapsamında gerçekleştirdiği projeleri ziyaretçilere tanıttı. Stantta sergilenen çalışmalar arasında geri dönüşüm uygulamaları, atık azaltma projeleri, çevre bilinci odaklı etkinlikler ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarının kazandırılmasına yönelik faaliyetler yer aldı. Ziyaretçilerin büyük beğenisini toplayan bu çalışmalar, Maarif öğrencilerinin çevresel farkındalık konusunda aktif rol üstlendiklerini ortaya koydu.Sıfır Atık Vizyonuna Türkiye Maarif Vakfının KatkılarıTürkiye Maarif Vakfı, faaliyet gösterdiği ülkelerde eğitim süreçlerini yalnızca akademik başarıyla sınırlı tutmayarak öğrencilerin çevresel ve sosyal sorumluluk bilinci kazanmalarına da öncülük ediyor. Bu kapsamda, sıfır atık vizyonu doğrultusunda geliştirilen projelerle öğrencilere sürdürülebilir yaşam kültürü kazandırılması hedefleniyor. Maarif okullarında yürütülen çalışmalar; atıkların ayrıştırılması, geri dönüşüm alışkanlığının kazandırılması, doğal kaynakların korunması ve çevre dostu üretim-tüketim anlayışının benimsenmesi gibi çok boyutlu uygulamaları içeriyor. Farklı coğrafyalarda hayata geçirilen bu projeler, yerel ihtiyaçlara uygun çözümler sunarken aynı zamanda küresel çevre bilincine katkı sağlıyor....