Türkiye Maarif Vakfı Başkanı Prof. Dr. Birol Akgün: “İstanbul Eğitim Zirvesi’nin eğitimin temel sorunlarının ve yeni yaklaşımlarının tartışıldığı geleneksel bir uluslararası platform olmasını arzu ediyoruz.”

05.11.2022



Asya’dan Afrika’ya, Balkanlardan Ortadoğu’ya, Amerika’dan Avustralya’ya 6 kıtada 51 ülkede iyi insan yetiştirmek üzere dünyanın iyiliği için faaliyetlerini sürdüren Türkiye Maarif Vakfı, “Okulun Geleceği: Pandemi Sonrası Eğitimin İhtiyaçları” temasıyla İstanbul Eğitim Zirvesi’nin ikincisini düzenledi. Zirve’nin açılış konuşmasını Türkiye Maarif Vakfı Başkanı Prof. Dr. Birol Akgün yaptı.

Prof. Dr. Akgün’ün konuşmasının tam metni şöyle:

“Saygıdeğer Bakanım,

Dost ve Kardeş ülkelerimizin çok değerli bakanları,

Değerli Milletvekillerimiz, Belediye Başkanlarımız

Vakfımızın kıymetli Mütevelli Heyeti, Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu Üyeleri,

İstanbul Eğitim Zirvesi’nin kıymetli katılımcıları

Vakıf mensuplarımız,

Basın ve medya dünyamızın güzide temsilcileri

Bizleri dünyanın dört bir yanından canlı yayında takip eden hanımefendiler, beyefendiler.

İstanbul Eğitim Zirvesine hepiniz hoş geldiniz.

İkincisini düzenlediğimiz İstanbul Eğitim Zirvesi’nin uluslararası eğitim alanına önemli katkılar sunmasını temenni ediyor; Zirveyi teşrif eden sayın Bakanlarımıza, diplomatik misyon temsilcilerine, akademisyenlere, öğrencilere, eğitime gönül vermiş her katılımcıya şükranlarımı sunuyorum.

Konuşmama başlarken, 29 Ekim 1923’te ilan ettiğimiz Türkiye Cumhuriyeti’nin 99. yılını kutluyor, Cumhuriyetimizin banisi olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarını saygıyla anıyorum. Cumhuriyet olarak 100. yılımıza girerken, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu, ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonu doğrultusunda ülkemizin 2023, 2053, 2071 hedeflerine güçlü ve kararlı ilerleyişinde Türkiye Maarif Vakfı olarak üzerimize düşen rolün idrakiyle uluslararası eğitimde bir ‘marka’ olmanın gururunu yaşadığımızı ifade etmek isterim.

Türkiye Maarif Vakfı, Türkiye’nin uluslararası eğitim alanında dünyaya açılan penceresidir. Vakfımız, TBMM tarafından kabul edilen özel bir kanunla, 2016’da kurulmuştur. Vakfın amacı Türkiye adına yurtdışında örgün ve yaygın eğitim faaliyetleri vererek, Türkiye ile ilgili ülke halkları arasında sosyal ve kültürel alanda insani bağları geliştirmektir. TMV’nin bunun dışında gizli bir siyasi, ideolojik veya dini bir ajandası yoktur. Vakfımızın misyonu ve faaliyetleri esasen BM’nin kuruluş tüzüğünde ifade edilen tüm dünyada kalıcı barışı korumak ve BM 2030 Vizyon Belgesinde deklare edilen ‘Sürdürülebilir Kalkınma İçin Kaliteli Eğitim’ hedefleriyle ve OECD’nin ‘Eğitim 2030’ belgesinde belirtilen hedeflerle örtüşmektedir. Bu anlamda Türkiye Maarif Vakfı, eğitim yoluyla daha adil ve yaşanabilir ve bir dünyanın kurulmasına hizmet etmektedir.

Halihazırda 51 ülkede 440 eğitim kurumumuz bulunmaktadır. Bunların 418’i K-12 seviyesindeki okullardan oluşmaktadır. Ayrıca Arnavutluk’ta bir üniversitemiz ve 12 farklı ülkede 21 farklı Etüt Merkezlerimiz de bulunmaktadır. Vakfımız uluslararası alanda faaliyet gösteren diğer tüm eğitim kurumları, eğitim otoriteleri ve akademisyenlerle de eğitimde iş birliği yapmaktadır. Bu bağlamda şu an dünyanın 105 ülkeyle yakın temas halindeyiz. 55 ülkede ofislerimiz vardır. 51 ülkede ise yetkin öğretmenleri ve idarecileriyle altı kıtaya yayılmış eğitim kurumlarımızla 50 bini aşkın öğrenciye kaliteli ve nitelikli eğitim hizmeti vermekteyiz.

Bulunduğumuz ve temasta olduğumuz her ülkede Türkiye Maarif Vakfı olarak eğitim bakanlıklarıyla da yakın iş birliği içerisinde çalışmaya özen gösteriyoruz. Her ülkenin eğitim politikasına ve müfredatına saygılı olduğumuzu, ülkelerin kendine özgü eğitim ihtiyaçlarını dikkate aldığımızı açıkça ifade etmeliyim. Davetimizi kırmayıp bugün teşrifleriyle bizleri onurlandıran sayın Eğitim Bakanlarımız da bu konuda bana hak verecektir. Okullarımızda uyguladığımız müfredat ilgili ülkedeki eğitim bakanlığının onayıyla kullanılmaktadır. Maarif Okullarında çoğunlukla bulunduğumuz ülkenin yerel müfredatı esas alınmakta ve kullanılmaktadır. Bunun dışında ilgili hükümetlerin izniyle uluslararası eğitim programları da okullarımızda uygulanabilmektedir. Bu kapsamda kuruluşumuzun 6. yılını geride bırakırken 51 ülkede edindiğimiz eğitim tecrübesi ve çalışmalar ile Türkiye’nin eğitim tecrübesinin bir araya gelmesi sonucunda vakfımıza özgün bir uluslararası eğitim programı oluşturduğumuzun müjdesini vermek isterim. International Maarif Programme olarak isimlendirdiğimiz ve IM olarak kısalttığımız programımızın kısa süre içerisinde sadece Maarif Okullarında değil uluslararası eğitim alanındaki her kuruma ilham kaynağı olacağını düşünüyorum.

Vakfımızın eğitim stratejisinde hangi müfredat olursa olsun, öğrencilerimize 5 temel sütunda (five pillars) çağdaş eğitim verdiğimizin altını çizmek isterim. Bunlar; modern fen bilimleri, sosyal bilimler, bilişim teknolojileri, yabancı dil eğitimi ve yerel kültür ve değerlerdir. Özellikle dil becerilerinin geliştirilmesi amacıyla; bulunduğumuz ülkelerin resmi dilinin okullarımızda yüksek standartlarla öğretilmesine çok önem veriyoruz. Bunun yanında Türkçe öğretimi konusunda okullarımızda öğrencilerimizin okuma, yazma, dinleme ve konuşma becerilerini bütünsel olarak kazanmaları için farklı seviyelerde hazırladığımız ders kitapları ve materyalleri ile güçlü bir dil öğretim modeli ortaya koyuyoruz. Okullarımızda Türkçe ve ülkenin resmi dilinin yanı sıra dünya genelinde yaygın kullanılan yabancı dillerin öğretimini de önemsiyoruz. Dolayısıyla Maarif Okullarından bir öğrenci en az üç dille mezun olabilmektedir. Şunu da belirtmek isterim ki, Türkçe’nin uluslararası standartlarda öğretimi alanında yaptığımız çalışmalardan dolayı Türk Dil Kurumumuz tarafından bu yıl Türk Diline Hizmet Ödülü’ne layık görülmekten büyük onur duyduk. Tüm çalışma arkadaşlarıma bu ödülden dolayı teşekkür ediyorum.

Değerli katılımcılar;

Türkiye Maarif Vakfı olarak her ülkede standartlaşmış, tek tip bir eğitim modeli sunmuyoruz. Az önce bahsettiğim 5 ana bileşen nitelikli ve kaliteli eğitimimizin temellerini oluşturmaktadır. Bununla birlikte, bölgelere veya ülkelere göre değişen esnek modüller de oluşturmaktayız. Her ülkenin tarihi, kültürü, dili ve tecrübesini değerli görüyor, bu çeşitliliği zenginlik olarak müfredatımıza kazandırmak istiyoruz. Bu sebeple dünyanın farklı coğrafyalarına erişen bir uluslararası eğitim ağı olarak bir taraftan uluslararası eğitimde yaşanan tartışmaları, yenilikleri ve gelişmeleri yakından takip ederken, diğer taraftan her ülkenin kendine özgü eğitim içeriklerini de anlamaya, öğrenmeye gayret ediyoruz. Vakıf olarak oluşturduğumuz bu güçlü eğitim ağının etkileşimini güçlendirmek ve dünyanın tecrübesini bir araya getirmek için de iki yıldır İstanbul Eğitim Zirvesini düzenliyoruz. Geçtiğimiz yıl Eğitimde Yeni Eğilimler ve Dönüşüm teması ile ilkini gerçekleştirdiğimiz İstanbul Eğitim Zirvesinde bu yıl, birbirinden değerli konuşmacılarımızla birlikte Pandemi Sonrası Eğitimin İhtiyaçlarına odaklanacağız.

Aralık 2019’da başlayan ve çok kısa zamanda tüm dünyaya yayılarak yüzyılın en büyük pandemisine dönüşen Koronavirüs salgını, başta dünya sağlık sisteminin işleyişi olmak üzere siyaset, ekonomi, güvenlik ve eğitim alanlarında küresel yönetişim süreçlerini ciddi zaaflara uğratmıştır. Pandemi dönemi toplumsal hayatımızı da çok yönlü ve radikal biçimde etkilemiştir. Salgının yayılmasında önlem olarak okulların kapatılması gündeme alındığı için de eğitim alanı pandemi döneminin en tartışmalı alanlarından birisi oldu. Siyasetçiler, kanaat önderleri, medya ve aileler; toplum sağlığının korunması ve pandemiyle mücadelenin başarısı için gerekli olan sıkı izolasyon tedbirleri ile yeni neslin geleceğe güçlü biçimde hazırlanması için kesintisiz eğitimin sürdürülmesi arasındaki ikilemle yüzleştiler. Dünyanın dört bir yanında COVID-19 virüsü ile mücadele için okullarda yüz yüze eğitime ara verilmiş, salgının bulaşma hızı ve etkisi azaltılmaya çalışılmıştır. Bu durumdan yaklaşık 1.6 milyar öğrenci etkilemiştir.

Kıymetli konuklarımız;

Türkiye olarak herkesi hazırlıksız yakalayan bu sağlık krizinde, etkili tedbir ve mücadele yöntemleri uygulayan, uluslararası dayanışma ve iş birliğini ısrarla sürdüren önemli bir aktör olarak uluslararası kamuoyunun takdirini kazanmış olmaktan memnuniyet duyuyoruz. Türkiye bu dönemde ortaya koyduğu eğitim politikaları ve uzaktan eğitim araçları ile öğrenciler ve aileler için farklı alternatifler sağlamayı başarmıştır.  Ancak okulların uzun süreli kapanması alternatif imkanlar ne kadar güçlü olursa olsun ülkemizde de zorlukların yaşanmasına, bilhassa veliler nezdinde sorunların yaşanmasına neden olmuştur. İlerleyen tüm eğitim teknolojileri araçlarına rağmen içerik geliştirmede tüm dünya büyük zorluklar yaşamıştır. Ortaya çıkarılan içeriklere eşit koşullarda erişim meselesi ise bugün pandeminin eğitime etkileri konusunda üzerinde en çok düşünmemiz gereken konulardandır. İnternet ve teknolojik araç imkânı olanlar ile olmayanlar arasında eğitim farkı oluştu. COVID neslinin eğitimindeki bu kayıpların telafisi kolay olmayacak; bu neslin toplumsal refahı üzerinde hayat boyu devam edecek edecektir. UNESCO’ya göre dünyada salgından etkilenen nesillerin yaşam boyu yaklaşık yaklaşık 17 trilyon Dolar seviyesinde bir gelir kaybı yaşama riski söz konusudur. Böyle bir kayıp dünyanın gayrisafi hasılasının yüzde 14’ünü oluşturmaktadır. Bu nedenle son yıllarda artan nesiller arası adalet taleplerini de bu gözle okumak gerekir.

Tüm bu riskleri de göz önünde bulundurarak Türkiye Maarif Vakfı kuruluşundan itibaren eğitim öğretim sistemleri alt yapısına önemli yatırımlar yapmış, uzaktan eğitim ve LMS programları konusunda ciddi bir kapasite ve tecrübe sahibi olmuştur. Bu sebeple Vakfımız Koronavirüs Salgınının yol açtığı krizi oldukça profesyonel bir şekilde yönetebilmiştir. Salgın döneminde faaliyet gösterdiğimiz ülkelerin alt yapısı ile uyumlu şekilde 13 farklı uygulama ve 500 sanal sınıfla bütün eğitim kurumlarımızda çok farklı ve zengin yöntemlerle öğrencilerimize uzaktan eğitim hizmeti sunmayı başarmış bulunmaktayız. Salgın sürecinin ardından öğrencilerimizin muhtemel bir öğrenme kaybı yaşayıp yaşamadıklarını kontrol etmek için de okullarımızda akademik ve sosyal taramalar yapılmakta ve öğrenme eksiklikleri söz konusu olduğunda gerekli destek öğrencilerimize sağlanmaktadır. Bu süreci sağlıklı şekilde yürütmemizde emeği geçen başta Maarif öğretmenlerimiz olmak üzere tüm Maarif çalışanlarımıza gönülden teşekkür ederim.

Değerli katılımcılar;

Pandemi sürecinde hep birlikte tecrübe ettiğimiz açık bir durum vardı: Okullara kısa dönemli alternatifler geliştirilebilir, uzaktan eğitim yapılabilir ama Ivan Illich’in kavramı ile ‘Okulsuz Toplum’ mevcut koşullarda düşünülemez. Hatta denilebilir ki okulun kıymeti pandemi döneminde çok daha iyi anlaşılmıştır.

Pandemi sonrası okula dönüş konusunda ise iki konu ön plana çıkmaktadır. Birincisi; okuldan uzun süre ayrı kalan öğrencileri yeniden okul ortamına ısındırmak ve geleneksel eğitim iklimine yeniden uyum sağlamalarına yardım etmek. Pek çok ülkede bu konuda yapılan araştırmalar öğrencilerde pandemi döneminde kazanılan online bağımlılık ve eve kapanma alışkanlığının kolay aşılamadığını gösteriyor. Burada özellikle eğitim endüstrisinin öğrencilerin yaşı ve gelişim düzeylerini dikkate almaksızın ‘teknoloji temelli’ eğitimi amaç haline getirirken; buna karşın klasik okul sisteminin gösterdiği statükocu duruş, öğretim süreçlerinde idareci, öğretmen ve öğrenciler arasında yeni tartışmalar da yaratmaktadır. Eski ve yeni arasındaki bu tartışmaları belki geçiş döneminin paradigmatik krizi olarak okumak da mümkündür. Her halükârda eğitim yöneticileri ve siyasiler açısından hassasiyetle yönetilmesi gereken bir süreçle karşı karşıya olduğumuzu söyleyebiliriz. Bugün sınıf esasına dayalı 19. yüzyılda oluşmuş yüz yüze eğitim ile dijital dünyanın gerçeklerine uygun eğitim yöntemleri ve pedagojisi birbirinden çok farklıdır. Okullarda artık smart board sistemleri; dijital eğitim materyalleri öğretmen-öğrenciler arasında 7/24 iletişime dayalı öğrenme süreçleriyle eğitim yapılmaktadır. Yeni nesil daha iki yaşındayken teknoloji ile tanışmaktadır. İstediği bilgilere her an ulaşmaktadır. Dolayısıyla öğrenciler sınıfta ders öğrenmeyi sıkıcı bulmaktadır. Dijital neslin dikkati çok kısa ve dağınıktır. Dolayısıyla bizler için pandemi sonrası dünyada hız kazanan endüstri 4.0 ve toplum 5.0 gerçekliği ile yüzleşmek ve çocuklarımızı yarınlara daha iyi hazırlamalıyız.

Pandemi sonrası okula dönüş konusunda ikinci konu ise; pandeminin bıraktığı psiko-sosyal etkilerdir. Zirvemizde de farklı oturumlarda ele alacağımız bu konu, öğrenci, öğretmen ve aileler boyutuyla hassas şekilde değerlendirilmelidir. Çünkü pandeminin sosyal ve duygusal gelişime etkilerinin çok uzun süreceği konusunda farklı araştırmalar vardır. Çocuklarımızın duygusal dayanıklılığını sağlamak ve belirsizliklerle mücadele gücünü artırmak için eğitimciler olarak daha fazla çaba göstermemiz gerekecek.

Sevgili misafirler;

İstanbul Eğitim Zirvesi tüm bu sorunların tartışıldığı önemli platformlardan biridir. Uluslararası eğitimin temel sorunlarının ve yeni yaklaşımlarının tartışıldığı geleneksel bir uluslararası platform olmasını arzu ediyoruz. Çok zor zamanlarda, kompleks sorunlarla yüzleştiğimiz bir geçiş döneminde, özgün çözümler bulmak ve yeni nesillerin geleceği için kolektif bir tartışma ortamı oluşturmanın gereğine samimiyetle inanıyoruz. Küresel bir eğitim markası olan Türkiye Maarif Vakfı olarak gelişmenin, ilerlemenin ve sorunları çözebilmenin yolunun uluslararası işbirliği ve karşılıklı müzakerelerden geçtiğini biliyoruz. Onun için Türkiye merkezli bir eğitim kurumu olarak küresel düşünüp yerel hareket etme felsefesini benimsiyoruz.

Bu Zirvede,

  • Sayın Bakanlarımızın katılacağı üst düzey oturumda, pandemi döneminde yüz yüze eğitimlerin durdurulması sonrasında adeta öğrencilere hasret kalan okulların geleceğini, pandemi sonrasındaki yeni beklentilerle birlikte eğitimin ihtiyaçlarını ele alacağız.
  • Bu sürecin ana aktörlerden olan öğretmenlerimizin gözünden, okula yeniden dönüş sürecinde yaşananları Öğretmen Panelinde konuşacağız.
  • Bunlar dışında dört farklı panelde ise okula yeniden dönüşün akademik tahlilini; Pandeminin en çok etkilediği çocuklarımızın ve gençlerimizin, yani COVID Neslinin geleceğini; farklılaştırılmış eğitim modellerini eğitimde alternatif arayışlarını detaylı bir şekilde ele alacağız.

Bu duygu ve düşüncelerle İkinci İstanbul Eğitim Zirvesine katılan, destek sunan bütün Bakanlarımıza, akademisyenlerimize, öğretmenlerimize şükranlarımı sunuyorum. Bizlere her zaman destek olan Sayın Cumhurbaşkanımıza, Milli Eğitim ve Dış İşleri bakanlığımıza ve sponsor kuruluşlarımıza da hassaten çok teşekkür ediyorum. Son olarak bir teşekkürü de bu Zirvenin düzenlenmesinde emeği geçen Mütevelli Heyeti ve Yönetim Kurulu üyelerimiz ile vakfımızın her düzeydeki yöneticilerine ve gizli kahramanları olan tüm çalışanlarımıza borç biliyorum. Zirvenin başarılı geçmesini diliyor ve hepinize saygılarımı sunuyorum.”

DİĞER HABERLER

Video Title